Bozkırda Bir Kral Lear - Nodrm PDF

You might also like

Download as pdf or txt
Download as pdf or txt
You are on page 1of 103

BOZKIRDA BR KRAL LEAR

Bozkrda Bir Kral Lear'in hazrlanmasnda, MEB Rus Klasikleri dizisinde yaynlanan

birinci basks temel alnm ve eviri dili gnmz Trkesine uyarlanmtr.

Yayna hazrlayan : Egemen Berkz

Dizgi : Yeni Gn Haber Ajans Basn ve Yaynclk A..

Bask : ada Matbaaclk Yaynclk Ltd. ti.

ubat 2000

TURGENYEV

BOZKIRDA

BR KRAL LEAR

Rusadan evirenler:

Erol Gney - Ouz Peltek

BOZKIRDA

BR KRAL LEAR

Bir k gecesi, alt yedi kii, eski bir niversite arkadamzn evinde

toplanmtk. Konuma dnd dolat, Shakespeare'e, yaratt tiplere, bu tipleri

dorudan doruya insann "z"n derinden kavrayp doru bir biimde

canlandrdna geldi. Bizi en ok, onlarn yaamdan alnm, adm ba

raslanabilir olmalar artyordu. Her birimiz, karlatmz Hamletleri,

Othellolar, Falstafflar; dahas, duruma gre III. Richard ve Macbeth olabilecek


tipleri anlatyorduk birbirimize. Yalbal bir adam olan ev sahibi arkadamz:

- Ben de baylar, dedi, bir zamanlar bir Kral Lear tanmtm.

Hepimiz:

- Nasl olur? diye sorduk.

- yle ite. sterseniz anlataym...

- Ltfen! diyerek anlatmasn istedik.

Arkadamz da hemen yksne balad.

On be yama dek btn ocukluum, kyde, *** ilinde geni topraklar olan annemin

yurtluunda geti. Artk gemie karm olan bu zamandan bende kalan en unutulmaz

an, yakn komumuz Martin Petrovi Harlov'un ansdr. Gerekten byle bir an

kolay kolay unutulamazd. Harlov'a benzeyen birine yaamm boyunca bir daha

raslamadm. Gzlerinizin nne dev gibi bir adam getirin! Kocaman gvdesinin

stnde boyunsuz, korkun, bir az da eri duran bir kafas vard. Hemen gr

kalarndan balayan sarmtrak kr renkte bir yn sa, kafasnda dimdik

duruyordu. Derisi ty yolunmu bir tavuu andran koca yznde iri, etli bir burnu

vard. Gk mavisi kk, ama tepeden bakan iki gz; yzyle bir renkte, eri,

atlam, kk bir az vard. Bu azdan bouk da olsa nlayan bir ses kyor;

bu ses, kt kaldrml bir sokak zerinde demir ubuklar tayan bir arabann

gcrtsn andryordu. Harlov, her zaman rzgrl bir havada, geni bir yarn te

yanndaki bir adamla konuuyor gibi bara bara konuurdu. Yznden neler
okunduunu anlatmak olduka zordu. nk bu yz, yle bir bakta iyice

grlemezdi. Yalnzca bu hoa gitmeyen bir yz de saylmazd; onda bir byklk de

gze arpmaktayd, ama ne de olsa grlmemi, artc bir yz. Ya ellerine ne

dersiniz: her biri yastk gibiydi. Ya parmaklar, ya ayaklar! Anmsyorum, Martin

Petrovi'in iki arn enindeki srtna, deirmen tan andran omuzlarna saygl

bir korkuyla bakardm; ama en ok kulaklar tuhafma giderdi. Yanaklarnn yukar

doru ittii girintili kntl kulaklar, bizim "kala" dediimiz ekmeklere

benziyordu. Martin Petrovi, k yaz belinden bir erkez kuayla balanm yeil

uhadan bir Kazak ceketi, ayaklarna da katranl izmeler giyerdi. Hi boyunba

takmazd, hem nereye takacakt ki? Bir boa gibi, ar ar ve glkle soluk

alrd. Bir odada, her eyi krmaktan, devirmekten saknr gibi yava, dikkatli,

sinsi sinsi ve yan yan yrrd. Gerekten Herkl gibi glyd; bunun iindir ki

bizim oralarda byk bir sayg kazanmt. Halkmz, babayiitlerin nnde bugn

bile saygyla eilir. Onun iin bir takm sylenceler de uydurulmutu: Bir kez

ormanda karsna kan bir ayy elleriyle yere sermi; bir kez de otlanda

grd hrsz bir kyly arabasyla, atyla birlikte itin zerinden atm...

Ksacas, buna benzer daha birok ey! Kendi gcyle hi bbrlenmezdi; "Elim kolum

glyse, bu Tanr vergisidir," derdi. Gene de gururlu bir adamd; ama gcyle

deil, soyu sopuyla, aklllyla vnrd.

- Soyumuz, diyordu, Sive (sve szn byle sylerdi) Harlos'tan gelir. Bu

Harlos, pek eski zamanlarda Prens Kara van Vasilyevi dneminde Rusya'ya gelmiti;

ite bu Sive Harlos, kendi yurdunda bir Fin kontu olarak kalmaktansa bir Rus
soylusu olmak istemi, adn soylularn altn kitabna yazdrmt. Grn bakn,

biz Harlovlar nereden gelmiiz? Bunun iindir ki biz Harlovlar hep sar salarla,

ak renkli gzlerle, ak pak yzlerle dnyaya geliriz. Gerekten kar altnda

bymzdr.

Bir gn ona kar kma cretini gsterdim; dedim ki:

- Ama Martin Petrovi, Kara van Vasilyev diye biri yoktur; Korkun van Vasilyev

vardr, "Kara" san byk Prens Vasiliy Vasilyevi'e verilir.

Harlov, hi istifini bozmadan:

- Salamama, dedi, ben yle sylyorsam yledir.

Bir gn annem, gerekten pek tok gzl olduunu syleyerek onu yzne kar vmeye

kalkt.

Harlov, baya can sklarak:

- Eh, Natalya Nikolayevna, bunun iin de insan vlr m hi? dedi. Biz soylular,

baka trl davranamayz ki! Bize bal herhangi bir kylnn bizim iin kt

eyler dnmemesi gerekir. Benim soyum, Harlov'un soyu, pek ykseklerden gelir.

(Bu szleri sylerken parmayla tavan gsterdi.) Bizde onur olmaz olur mu hi?

Olmamasna olanak var m?

Bir kez bizde konuk olarak kalan nemli bir kii, Martin Petrovi'le alay etmek

istedi. Martin Petrovi, Rusya'ya gelen o Sive Harlos szne balaynca, bu nemli

kii szn kesti:

- u Goroh ar (*) zamannda gelen, deil mi? dedi.

teki karlk verdi:


- Hayr, Byk Prens Kara van Vasilyev zamannda, dedi.

- Bence soyunuz sopunuz ok daha eski olsa gerek. Mastodontlarn, megaliterlerin

yaad Nuh tufan ncelerine dek bile kar...

Bu bilimsel terimler Martin Petrovi'e pek yabanc geliyordu. Ama nemli kiinin

alay ettiini anlad.

- Belki, gerekten soyum pek eskidir, dedi. Atam Moskova'ya geldii zaman derler

ki, orada ekselansnzdan pek aa olmayan bir budala yayormu. Byle budalalar

da ancak bin ylda bir dnyaya gelir.

nemli kii, kplere bindi: Harlov ise ban arkaya doru att, enesini ileri

uzatarak homurdand, kt gitti. ki gn sonra yine geldiinde annem ona kmak

istedi, ama Harlov annemin szn keserek:

- Yooo hanmefendi, dedi, ona ders olsun! Karsnda kim olduunu renmeden bir

daha insana satamaya kalkmasn. Daha gen, renmesi gerek.

nemli konuk, Harlov'la hemen hemen yatt. Ama bu dev adam, herkesi delikanl

yerine koyuyordu. Kendisine pek ok gveni vard, kimseden de korkusu yoktu. Arada

bir:

- Bana bir ey yapmak, kimin haddine dm, ylesi daha anasndan domamtr,

der, ksk ama insan sar edecek denli gr bir sesle glmeye balard.

II

Annem, dostluklarnda pek titiz davranrd; yalnzca Harlov'u ayr bir sevgiyle

kabul eder, kusurlarna da aldr etmezdi. Yirmi be yl nce atlarn yuvarland


derin bir ukurun hemen banda arabay durdurarak annemin yaamn kurtarm.

Dizginlerle koumlar parampara olmu, ama Martin Petrovi trnaklarnn altndan

kan fkrd halde gene de tuttuu tekerlei brakmam. Annem onu, evinde

yetitirdii on yedi yanda ksz bir kzla evlendirmiti. Martin Petrovi, o

zaman krk yalarndayd. Kars ince yaplyd; onu evine avucu stnde gtrm,

derlerdi. onunla ksa bir sre yaad. Bununla birlikte, kadn ona gene de iki kz

ocuu dourmutu. Annem kadnn lmnden sonra da Martin Petrovi'i korumay

srdrd. Byk kzn soylularn gittii kz sanat okuluna yerletirdi; sonra da

ona bir koca buldu. kinci kz iin de bir ksmet hazrlamt. Harlov, ilerine

iyi bakard. Elinde yz hektar kadar toprak vard, yava yava da bu topran

zerinde birtakm yaplar ykseltmiti. Kyllerine gelince; onu nasl saydklarn

sylemeye gerek yoktur. Ar gvdeli olduu iin hemen hemen i yrmez, "Toprak

beni tayamaz" derdi. Her yere alak, kk arabasyla gider, otuz yandaki,

yal ve clz ksra kendisi srerdi. Ksran boynunda bir yara izi vard. Bu

yaray Borodino Sava'nda Muhafz Svari Alay'ndan bir baavuun astyken

almt. Bu ksrak, sanki drt ayayla aksarm gibi yrrd. Yry bilmezdi,

bozuk bir trsla giderdi. Yolun kysndaki mis otlaryla pelinleri yerdi. Bu

zavall ark atn byle bir arl nasl tadna hep aar dururdum.

Komumuzun kilosunu sylemeye cesaret edemiyorum. Arabada, Martin Petrovi'in

arkasnda Kazak klkl, esmer kk ua Maksimka da vard. Btn vcuduyla,

yzyle efendisine abanrd. plak ayaklaryla arka tekerleklerin dingiline

basnca, nndeki koca kitleye rasgele yapm bir yapra ya da bir bcei
andrrd. Gene bu ocuk, haftada bir Martin Petrovi'i tra ederdi. Bunun iin de

bir masann stne kt sylenirdi. Kimi akaclar da bir yandan bir yana gemek

iin efendisinin enesi evresinde komak zorunda kaldn sylerlerdi. Harlov,

uzun uzun evde oturmay sevmezdi. Bu yzden emektar arabasyla, bir elinde dizgin

(dirseini biraz yukar kaldrarak br elini dizinin stnde tutard), kafasnn

tepesinde kalan kck eski kasketiyle sk sk yollarda grlrd. Ay gzleri

gibi kk gzleriyle evresine erkeke bakar, raslad btn kylleri,

tccarlar, zanaatlar gr sesiyle selamlar, hi sevmedii papazlara yakas

almadk svgler savururdu. Bir gn elimde tfekle yolda bana raslad srada

yolun kysndaki tavan grnce: "Karma! Tavan!" diye yle bard ki akama

dek kulaklarm nlad durdu.

III

Annemin, Martin Petrovi'i eve seve seve kabul ettiini biraz nce sylemitim.

Onun kendisine besledii byk saygy bilirdi. Martin Petrovi annemden sz

alnca her zaman, "Tam bir hanmefendidir, o da bizdendir!" derdi; annemle

konuurken de "velinimetim" szn dilinden drmezdi. Annemse Martin Petrovi'e

kendisine bal bir dev gzyle bakard, hem de kyl kalabalna kar tek bana

gitmekten ekinmeyecek bir dev. Byle bir arpma akla bile gelmemekle birlikte,

gen yata dul kalan annem nedense Martin Petrovi gibi bir koruyucuyu yitirmemek

gerektiine inanrd. Bundan baka Martin Petrovi dost, tok szl, borsuz, arap

imez bir adamd; okuyup yazmas kt olduu halde hi de budala deildi. Annemin
kendisine byk bir gveni vard; vasiyetnamesini hazrlamay dnd zaman, onu

tank gstermek istemiti. O da takmadan yazamad demir ereveli yuvarlak

gzlklerini almak iin eve gitmiti; gzlklerini burnuna takt halde yine

oflaya puflaya eyrek saat uraarak ancak sann, adn, soyadn yazabilmiti. Bu

birka sz, iri iri, kuyruklu, ssl psl harflerle izitirmiti. Bu ii

bitirdikten sonra da yorulduunu, kendisi iin yaz yazmakla pire yakalamann ayn

ey olduunu sylemiti. Ksacas annem, Martin Petrovi'i ok sayard, ama gene de

onu yemek odasndan baka bir yere almazd: nk stnden bandan pek keskin bir

koku yaylyordu. Sanki toprak, kuru yaprak, bataklk amuru kokard. Yal dadm

ona, "Ormanda oturan adam azman" derdi. Bizde yemek yedii zaman bir keye onun

iin ayr bir sofra kurulurdu. Martin Petrovi buna hi gcenmezdi; bakalarnn,

onunla birlikte oturmaktan holanmadklarn bilirdi. Hem ayr olunca daha rahat

yemek yiyebilirdi; devler zamanlarndan beri onun kadar ok yiyen biri kmamtr,

diyebilirim. Yemein banda yedek olarak yanna iki kiloluk lapa tenceresi

koydururdu. Annem, "Bu tencere olmazsa beni yersin!" derdi. Martin Petrovi tatl

bir glmsemeyle, "ok doru hanmefendi, yerim!" diye karlk verirdi.

Annem, sradan bir ift ubuk iinde bile ona danmadan yapamazd. Ama konumasna

da uzun zaman dayanamazd: "N'oluyor sana kuzum?" derdi, "Bari git de kendini

tedavi ettir. Kulaklarmn zarn patlatacaksn. Ses deil, borazan!" Martin

Petrovi ou zaman yle karlk verirdi:

- Natalya Nikolayevna, velinimetim, grtlam tutmak elimde deil. Hem siz

dnn. Nasl ila alabilirim? yisi mi, biraz susaym.


Gerekten bana yle geliyordu ki, hibir ila onu etkilemezdi. Hem, hibir zaman da

hastalanm deildi.

yk anlatmay ne bilirdi, ne de severdi. Biraz suratn asarak:

- Uzun sylevler insann soluunu kesiyor, derdi.

Yalnz, konuma 1812 ylna gelince (gnlller arasnda hizmet etmi, bayram

gnleri bir Vladimir kurdelesine bal olarak takt bir tun nian almt) seve

seve birka yk anlatrd. Ama o yl gerekten Fransz olan hi kimsenin Rusya'ya

gelmediini sylerdi. Yalnzca alk, birka clz apulcuyu Rusya'ya atmt.

Kendisi de ormanlarda bu serserilerden epey avladn anmsyordu.

IV

Ama, bu boyun emez, kendisine gvenen devin bile kimi zaman kuruntulu, dnceli

anlar olurdu. Grnte hi neden yokken birdenbire stne bir can sknts

gelir, odasna kapanr, ar kovan gibi vzldamaya balard. Kimileyin de kk

Maksimka'y arr, naslsa eve giren biricik derginin, Novikovskiy'in

"alanlarn Bo Vakitleri" (*) adl dergisinin, ba sonu olmayan bir saysndan

okumasn ya da bir ark sylemesini buyururdu. Her naslsa szckleri heceleye

heceleye okumay renmi olan Maksimka, vurgular yalan yanl syleyerek var

gcyle yle tmceler okurdu: "Ama, insan tutkulu varlklarda bulduu o boluktan

pek kt sonular karr. Her varlk diyor, bana mutluluk salayamaz." Ya da

incecik bir sesle yank bir trk tuttururdu. Bu trkde de ancak u szckler

anlalabiliyordu: "Hey a...man... a...man...ya...an...dm!" Martin Petrovi de


ban sallar, bu dnyada her eyin gelip geeceini, yok olup gideceini

dnrd. Eline naslsa, yanaklarn iirerek ortadaki mumu fleyen kiilerle

rzgrlar simgeleyen bir basma resim gemiti. Resmin altnda yle bir satr

yazlyd: "nsan yaam ite byledir!" Bu resim, Martin Petrovi'in ok houna

gitmiti.

Resmi odasna ast, ama kuruntulu ve zgn olmad zamanlarda kendisini skmasn

diye ters eviriyordu. Bu dev adam lmden korkard, ama kuruntu bunalmlar

arasnda bile dinin, duann yardmn pek seyrek isterdi. Daha ok kendi zeksna

gvenirdi. Ayrca dindar bir yan yoktu. Kilisede pek grnmezdi. Ama vcudunun

oylumundan dolay herkesi darda brakmamak iin gitmediini sylerdi. Bunalm,

ou zaman yle biterdi: Martin Petrovi, slk almaya balar, grleyen sesiyle

arabasnn koulmasn buyurur, bo kalan elini kasketinin nnde babayiite

sallayarak sanki, 'Bana artk vz gelir,' demek istermi gibi bir komusuna

giderdi; tam bir Rus ite.

Martin Petrovi tipinde babayiitler, ou zaman soukkanl olurlar. O ise tam

tersine, pek kolay fkelenirdi. Onu en ok ileden karan da rahmetli karsnn

kardei Bikov'du. Bikov, kk yandan beri Suvenir takma adn tard; herkes,

hizmetiler bile onun bu adla arr, yalnzca onlar Suvenir Timofeyi derlerdi.

Gerek adn, sanrm kendisi de bilmiyordu. Suvenir, yar snt, yar dalkavuk,

herkesin aa grd baya bir adamd; tek szckle sylersem, anak


yalaycyd. Aznn bir yannda hi di yoktu. Bu yzden buruuk, kk yz bir

yana eilmi grnyordu. Durmadan oraya buraya seirtirdi; ya amarla koar,

ya yazhaneye girerdi. Papazlarn dairesine, muhtarn izbesine girer kard.

Kendisini her yerden kovarlard, o ise biraz bozulur, a gzlerini krpar, bir

ie alkanna benzeyen sesiyle glerdi. Bana yle gelirdi ki, Suvenir'in paras

olsayd, ahlaksz, kt, dahas kat yrekli bir adam olurdu. Ama yoksulluk, hi de

istemedii halde kolunu kanadn krmt. Ancak bayram gnlerinde iki imesine

izin verilirdi. Annemin buyruuyla iyi giydirilirdi. nk akamleyin piket ya da

boston (*) oyununa onun da katlmas gerekirdi. Suvenir'in en ok kulland

szlerse "ben, ite, ite izin verin... indik!" szleriydi. Annem biraz can

sklarak, "Nedir bu indik, indik!" diye sorard. Suvenir, hemen ellerini

arkasna atar, korkuyla mrldanrd: "Nasl isterseniz, hanmefendi, nasl

isterseniz." i gc kaplar dinlemek, dedikodu etmek, en ok da bakalarn

alaya almak, onlarn dalna basmakt. Bunlar yaparken de sanki haklym ya da

herhangi bir eyin cn alyormu gibi bir hali olurdu. Martin Petrovi'e

"kardeim" derdi, onu iyiden iyiye bktrm, usandrmt. evresinde srtarak

drt dner, "Siz kardeimi, Margarita Timofeyevna'y niin mezara soktunuz?" derdi.

Bir gn scaa, gnee dman olan komumuzun pek sevdii, hi sinek grnmeyen,

serin bilardo odasnda oturuyorduk. Suvenir, bilardoyla duvar arasnda oturan

Martin Petrovi'in evresinde dolap birtakm ka gz iaretleri yapyor, onu

alaya alyordu. Sonunda Martin Petrovi'in sabr tkendi, Suvenir'i itmek istedi.

ki elini iter gibi ileri uzatt. Bereket versin Suvenir, bu vurutan kurtulabildi.
Kardeinin avular bilardonun kysna dedi, bu ar ky bilardosunu demeye

balayan alt vida birden yerinden kt... Suvenir bu gl ellerin altna dm

olsayd, kim bilir durumu nice olurdu.

VI

Uzun zamandan beri Martin Petrovi'in evini nasl kurduunu, nasl ekip

evirdiini renmeyi merak ediyordum. Bir kez onu atla Yeskovo'ya (yurtluu

oradayd) dek gtrmeyi nerdim. Martin Petrovi, "Bak sen," dedi, "krallm

grmek istiyorsun ha! Hadi gel, sana baheyi de, evi de, ambarlar da gstereyim.

Gsterecek epey eyim var hani!" Yola ktk. Kymzden Yeskovo'ya ancak

kilometrelik bir yol vard. Birdenbire Martin Petrovi hi kmldamayan kafasn

saa sola evirmeye alarak, kollarn da iki yana sallayarak grledi:

- te benim krallm. Hepsi benim.

Harlov'un yurtluu, tatl eimli bir tepenin doruundayd. Aada, kk bir

derenin yannda, birbirine yapm birka kt mujik kulbesi vard. Bir bent

zerinde damal bir etek giymi yal bir kadn, skm olduu amarlar sopayla

alabildiine dvyordu. Martin Petrovi, "Aksinya!" diye yle gr bir sesle bard

ki, yandaki yulaf tarlasndan kargalar uutu.

- Kocann alvarlarn m ykyorsun?

Yal kadn, birdenbire dnd, yerlere kadar eildi, hafif bir sesle:

- alvarlar efendim, dedi.

- Peki, peki.
Martin Petrovi, yar rm it boyunca trs trs giderek:

- te bak, dedi, bu benim kenevirim, u da kyllerin. Aradaki fark gryorsun

ya? Bu da bahem. u elma aalarn, stleri kendi elimle diktim. Eskiden burada

hi aa yoktu. Bak, benden ibret al dostum.

arampolla evrili avluya girdik. Tam kapnn karsnda sap saman rtl ykk bir

sundurmayla alack direkler stnde kk bir merdiven ba vard. Bir yanda,

aya zerinde duran bir tavuu andran, yaps daha yeni baka bir sundurma

grlyordu.

Harlov seslendi:

- Bak da rnek al. Bir babalarmzn yaad kulbeye bak, bir de benim kendime

kurduum saraya.

Ama bu saray, mukavvadan bir evi andryordu. Hepsi birbirinden irkin, birbirinden

tyl be alt kpek, havlayarak bizi karladlar.

Martin Petrovi:

- oban kpekleri, diye anlatmaya balad. Hepsi Krm cinsidir! t, keratalar!

Hepinizi gebertirim imdi.

Yeni sundurmann eiinde uzun bir dokuma kaput giymi gen bir adam grnd.

Martin Petrovi'in byk kznn kocasyd. evik bir kouyla arabaya doru

seirtti. Arabadan inen kaynbabasn bir eliyle dirseinden tuttu, br eliyle de

Harlov'un btn gvdesiyle eilerek arabada oturulan yer zerinden geirdii o dev

ayan tutmak ister gibi davrand. Sonra attan inmem iin bana da yardm etti.

Harlov, birden bard:


- Natalya Nikolayevna'nn olu! Bize gelme ltfunda bulundu. Onu iyi arlamal.

Evlampiyuka (byk kznn ad Anna, knn Evlampiya idi) nerde?

Anna, kapnn yanndaki pencereden ban uzatarak:

- Evde deil, mine iei toplamaya gitti.

Harlov:

- Peynir var m? diye sordu.

- Var.

- Kaymak var m?

- Var.

- yleyse hepsini masaya getir, ben de o zamana kadar kk beye alma odam

gstereyim.

Bana parmayla iaret ederek:

- Buyurun, buraya... buraya, dedi.

Evinde bana 'sen' demiyordu. yle ya bir evsahibi nazik olmalyd, deil mi? Beni

koridordan geirdi. Geni bir kapnn eiinden yan yan girerek:

- te alma odam, buyurun! dedi.

Bu alma odas, hemen hemen bo, svasz bir odayd. Duvarlara yer yer aklan

ivilerde iki krba, kzl km ke bir apka, akmakl bir tfek, bir

pala, zerinde bakr levhacklar olan bir at gerdanl, bir de rzgrda yanan

mumu gsteren o nl resim; bir kede i renklerle ssl bir hal rtl tahta

kanape duruyordu. Yzlerce sinek, tavann altnda vzldayp duruyordu. Gerekten

oda serindi, ama Martin Petrovi'in her yerde peinden gelen o orman kokusu burada
daha da glyd.

Harlov:

- Nasl, alma odam beendin mi? diye sordu.

- ok gzel, dedim.

Harlov, yeniden 'sen' diyerek:

- Bak, dedi, u Felemenk hamutuna. Ne gzel, ne gzel. Bir Yahudi'den bir eyle

deierek aldm. yice bak hele.

- Evet, gzel dorusu.

- Hem de dayankl. Bir kokla bakalm. Ne deri, ne deri.

Hamutu kokladm. Ac ya kokuyordu, o kadar.

Harlov:

- E, oturun bakalm, u kk sandalyeye. Konuum olun, dedi. Kanapeye oturup

gzlerini kapad, uykuya dalm gibi grnd. Dahas, hafiften solumaya balad.

Ona sessiz sessiz, hayran hayran bakyordum, amamak elimden gelmiyordu; bir da

gibiydi beyler.

Birdenbire silkindi:

- Anna! diye bard. Kocaman karn denizde bir dalga gibi kabarp indi. Neredesin?

Hadi abuk ol! itmiyor musun yoksa?

- Her ey hazr babacm, buyurun, diye kznn sesi duyuldu.

Martin Petrovi'in buyruklarn byle abuk yerine getirmelerine iimden aarak

onun ardndan salona girdim. Orada beyaz iekli, krmz bir masa rtsnn

stnde gzel bir kahvalt hazrlanmt; peynir, kaymak, has ekmek, toz ekerli
zencefil vard. Ben peyniri yutarken Martin Petrovi tatl bir sesle:

- Ye dostum, ye olum. Bizim ky yemeklerimizi beenmezlik etme! dedikten sonra bir

yana oturdu, gene kestirmeye dald. nmde, Anna Martinovna hi kmldamadan

gzlerini yere emi duruyordu; ben de pencereden kocasnn atm avluda nasl

gezdirdiini, gem suluunu kendi eliyle nasl sildiini gryordum.

VII

Annem, Harlov'un byk kzn pek sevmez, "Biraz gururluca," derdi. Gerekten Anna

Martinovna, anneme sayglarn sunmaya hemen hi gelmezdi. Annemin karsnda

souk, gururlu bir tavr taknrd. Oysa onu yatl okulda okutan, evlendiren,

nikah gnnde kendisine bin rubleyle biraz eskice de olsa bir kemir al veren,

gene annem olmutu. Anna Martinovna orta boylu, ince yapl, evik davranl, sk

ve ak sar sal bir kadnd; gzel esmer yznde biraz garip, ama hoa giden

ak mavi, biraz ekik iki gz beliriyordu. Burnu dzd, dudaklar ince, enesi

sipsivriydi. Onu her gren, kesinlikle, "Ah, pek zekisin, ama yezitsin!" derdi.

Gene de onda ekici bir ey vard. Yznde yer yer grnen benler, bu ekicilii

daha da artryordu. Ellerini ba rtsnn altna saklayarak yukardan aa (ben

oturuyorum, o ise ayakta duruyordu) gizliden gizliye beni szyor; dudaklarnda,

uzun kirpiklerinin glgeledii yanaklarnda kt bir glmseme beliriyordu. Bu

glmsemenin sanki "Ah, seni mark kk bey seni!" der gibi bir anlam vard.

Her soluk alnda burun delikleri hafife alyordu. Bu da insana olduka garip

grnyordu. Bana yle geliyordu ki, Anna Martinovna beni sevse ya da yalnzca
incecik, diri dudaklaryla pmek istese sevincimden tavana dek zplardm. ok sert,

ok titiz olduunu biliyordum; kyl kadnlarla hizmetiler, ondan eytandan korkar

gibi korkarlard. Ama nasl anlataym, dlemimi altst ediyordu ite. Aslnda on

beime de henz basmtm. Eh, o yalarda da...

Martin Petrovi, yeniden silkindi:

- Anna, diye bard. Biraz piyanoyu zmbrdatsana. Kk beyler byle eyleri

severler.

evreme bakndm, odada az ok piyanoyu andran bir ey vard. Anna Martinovna:

- Ba stne babacm, dedi. Ama kendilerine ne alaym bilmem ki... Holarna

gitmez sanrm.

- yleyse Sanat Okulu'nda sana neler rettiler?

Anna Martinovna'nn yrtc kularn sesini andran, nlayan, iniltili, ama ok

ho bir sesi vard.

Martin Petrovi:

- Hmmm, dedi, dnceye dald. yleyse ambarm grmek ister misiniz? Sizi Volodka

gtrsn.

Atm hl avluda gezdiren gveysine:

- Volodka, diye bard. Kk beyi ambara gtr, btn iftlii gezdir. Ben biraz

uyuyacam. Hadi, gle gle.

Martin Petrovi kt, ben de arkasndan ktm. Anna Martinovna, biraz can

sklm gibi sofray toplamaya balad. Kapnn eiinde dnp onu selamladm. Ama

selamm grmemi gibi yeniden, hem de eskisinden daha zalimce glmsedi.


Harlov'un gveysinden atm aldm, dizgininden tuttum. Birlikte ambara gittik. Ama

orada ilgimi ekecek hibir ey yoktu; klavuzum da gen bir ocuun iftlik

ilerine ilgi gstereceini pek dnmedii iin, yan yana baheden geip yola

ktk.

VIII

Harlov'un gveysini iyi tanrdm. Ad Vladimir Vasili Sltkin'di. Annemin ilerine

bakan kk bir memurun oluydu. ocuk denecek yata ksz kalan bu genci annem

yetitirmiti. nce blge okulunda okutmu, iftliimizin brosunda altrdktan

sonra devlet maazalarndan birine yerletirmi; sonunda da Martin Petrovi'in

kzyla evlendirmiti. Annem ona 'ftk' derdi. Gerek kvrck salaryla

pimi mrdm eriini andran, kara ve her zaman nemli gzleriyle, ahin burnuyla,

yayvan krmz azyla tam yahudi tipi vard. Yalnzca teni apakt. Kendisi de

olduka yakklyd. Her zaman hizmete hazrd, yeter ki, i kendi karna

dokunmasn; dokunduu zamansa kzar, kprr; alamaktan bile kendini alamazd. Bir

paavray yz kez anmsatr; sz yerine getirilmeyince fkelenir, barr,

arrd. Tarlalarda omzunda tfekle dolamay pek severdi. Bir tavan, bir yaban

rdei vurunca esiz bir zevkle av antasna kordu. "E, yeter artk, gezdiin

yeter! imdi bana hizmet edeceksin!" derdi.

Atma binerken bana yardm etti. Kekeleyerek:

- Atnz ne gzel, dedi. Ah benim de byle bir atm olsa! Ama nerde bizde o talih.
Bari annenize bir syleseniz...

- Size sz m verdi?

- Ah, sz vermi olsayd, tabii i baka olurdu. Vermedi, ama o byk

cmertliiyle...

- Martin Petrovi'e sylesenize.

Sltkin, her heceyi uzatarak:

- Martin Petrovi mi? dedi. Ona gre, benimle u uak Maksimka arasnda hibir fark

yoktur. Bizi srndryor ite. Bunca almamzn hi karln grdmz yok.

- Sahi mi?

- Vallahi yle. Bir kez inadm inat dedi mi, ne yapsanz para etmez. Rica etsen de,

etmesen de vz gelir ona. Anna Martinovna yok mu, u karm Anna Martinovna da onun

gzdesi deildir. O, Evlampiya Martinovna'y sever.

- Aah ah, diyerek birdenbire kendi szn kesti. Umutsuzlukla ellerini silkti:

- Aman Tanrm! Bakn, bakn, iki lek kadar yulaf bimiler, alan biri bizim

yulaf bimi. Ne insanlar, ha? Gel de byle bir yerde yaa! Haydutlar, haydutlar!

Tevekkeli deil, Yeskov'dan, Beskov'dan, Yerin'den Belin'den saknmal, derler!

(Bunlar evredeki drt kyn adyd.) Aah ah, Tanrm, bir buuk, belki de tam iki

rublelik zarar var.

Sltkin'in sesinde hemen hemen hkrklar duyuluyordu. Atm mahmuzladm, ondan

ayrlp uzaklatm. Sltkin'in haykrlar hl kulama geliyordu. Birdenbire

yolun dnemecinde, Anna Martinovna'nn dedii gibi tarlaya mine iei toplamaya

giden Harlov'un ikinci kz Evlampiya'ya rasladm. Bana bu ieklerden yaplm


sk bir elenk sarmt. Sessizce selamlatk. Evlampiya, ablas gibiydi, hi de

irkin deildi. Yalnzca bambaka bir tipti. Uzun boylu, iri yaplyd. Her eyi

iriydi; ba, ayaklar, elleri, kar gibi beyaz dileri, koyu mavi patlak gzleri,

her eyi gsteriliydi; aka m bu, Martin Petrovi'in kz! Ama gene de gzeldi.

Sar, gr sa rglerini nereye koyacan bilmedii iin bana kez dolamt.

Gl gibi taze, ahududu gibi krmz, pek ho bir az vard. Konutuu zaman da st

dudann ortas pek sevimli bir durumda yukar doru kalkyordu. Ama iri

gzlerinin baknda yabanl, sert bir anlam vard. Martin Petrovi, ondan sz

aarken "Serbest bir kz, damarlarnda Kazak kan var!" derdi. Bu devanas kz,

bana nedense korku veriyor, babasn ok anmsatyordu.

Biraz daha uzaklatm. Onun gr, srekli, biraz sert sesiyle, tam bir kyl kz

sesiyle ark sylediini iittim. Sonra birdenbire sustu. Arkama dndm, tepeden

aa doru baknca, kaynyla birlikte biilen yulaf tarlas nnde durduunu

grdm.

Harlov'un gveysi ellerini sallayp o yeri gsteriyor, kzsa hi kmldamyordu.

Gne uzun boyunu aydnlatyor, bandaki o mine iei elengi mavi mavi

parlyordu.

IX

Beyler, annemin bu ikinci kza da bir nianl hazrladn, sanrm daha nce

sylemitim. Bu nianl, en yoksul komularmzdan biri olan emekli binba Gavrilo

Feduli Jitkov'du. Bu adam artk pek gen saylmazd, biraz da vnerek syledii
gibi felein emberinden gemiti. yle byle okur yazard, budalalna da

diyecek yoktu. Ama iinden annemin iftliinde ba kahya olmay kuruyordu. nk

kendisini yaman bir i adam sayyordu. Dilerini gcrdatarak: "Baka iten pek

akmam ama, kyllerin dilerini dkmeye gelince, benim stme yoktur. Buna

askerlikte altm," derdi. Jitkov, bu denli budala olmasayd, annemin yanna ta

atlasa bakahya giremeyeceini bilirdi; nk girebilmesi iin annemin, yzdeyz

gvenini kazanm, tuttuunu koparan, iten anlar bir adam olan Lehli Kvitsinski'yi

karmas gerecekti. Jitkov'un uzunca yz, bir at suratn andryordu. Tozlu sar

renkteki salar, gzlerinin altna dek btn yzn kaplyordu. En souk

zamanlarda bile yznde, i gibi ter damlalar grnyordu. Annemi grr grmez

hazrola geer, hizmet etmek abasyla saa sola sallanr, iri ellerini kalalarna

vura vura kmldatrd. "Buyur, ne istersen yaparm!" der gibi bir grn vard.

Annem, onun ne mal olduunu iyi bilmekle birlikte, gene de Evlampiya ile evlenme

ii iin uramaktan geri kalmyordu. Yalnzca bir gn:

- Ama dostum, onunla anlaabilir misin bilmem? dedi.

Jitkov honut honut glmsedi:

- Ne diyorsunuz Natalya Nikolayevna, btn bl gerei gibi ynetmi, hepsini mum

gibi yapm bir adamm. Bir kadn m ynetemeyeceim?

Annemin biraz can skld:

- Blk baka, eitim renim grm bir kz baka, dedi.

- Canm, Natalya vanovna, bilmez olur muyum? Gen kz, elbette nazik bir yaratk.

Annem en sonunda:
- Eh, dedi, Evlampiya da kendini kolay kolay ezdirmez.

Bir haziran akam, uak, Martin Petrovi'in geldiini haber verdi. Annem, bu

gelie at. Bir haftadan beri onu grmemitik, ama hi bu denli ge vakit

gelmezdi. Hafif bir sesle, kendi kendine:

- Bir eyler var sanrm, dedi.

Martin Petrovi odaya girdi, kapnn hemen yanndaki sandalyesine kverdi. Yz

yle garip, yle dnceli, yle solgun grnyordu ki, annem istemeye istemeye

gene ayn szleri yineledi. Martin Petrovi, anneme kck gzlerini dikip sustu;

ar ar i ekti, yeniden sustu. Sonunda, "bir i iin.. pek zel bir i.."

dolaysyla geldiini syledi.

Bu birbirini tutmaz szleri syledikten sonra, birdenbire ayaa kalkt, dar

kt.

Annem, ngra ald. Gelen uaa, Martin Petrovi'in ardndan komasn, ne

yapp edip onu geri evirmesini syledi. Ama o, uak yetiinceye dek, arabasna

binip gitmeye vakit bulmutu.

Yzndeki garip grnten, tuhaf davranlarndan, aknla, kaygya den

annem, ertesi sabah kendisine bir adam gndermeye hazrlanrken Martin Petrovi

kageldi. Bu kez daha yatm grnyordu. Annem onu grr grmez:

- Syle dostum, dedi; syle, ne oldu sana? Ne yalan syleyeyim, dn, bizim ihtiyar

sakn akln oynatm olmasn? diye dndm.


Martin Petrovi:

- Hayr hanmefendi, ben akln oynatacak adamlardan deilim. Sizinle bir i iin

grmeye geldim, dedi.

- Ne gibi bir i?

- Yalnz, bu ey sizi rahatsz eder mi bilmem?

- Syle, syle. Dosdoru syle. Yreimi oynatma! Bu ey demek de ne demek? Hadi

dorusunu syle. Yoksa yine mi kuruntular bast sana?

Harlov somurttu:

- Hayr, kuruntu deil; kuruntu bende yeni ay dounca olur. Yalnz izin verin de

size soraym. Siz lm konusunda ne dnrsnz?

Annem ard:

- Ne konusunda?

- lm... lm bu dnyada kimseyi esirger mi?

- Bu da nereden geldi aklna senin? imizde eceli gelmeyecek kim var? Dev gibi bir

adamsn ama, senin de sonun gelecek.

Harlov, ban eerek:

- Evet, doru, gelecek, dedi.

Biraz sustuktan sonra:

- Bir d grdm de... diye mrldand.

Annem, sordu:

- Ne diyorsun?

- Bir d. Ben ok d grrm.


- Sen mi?

- Evet, bilmiyordunuz, yle mi?

Harlov, gs geirdi:

- Bir haftadan ok oluyor. Petro Perhizi'nden bir gn nceydi. le yemeinden

sonra kanapeye uzanmtm; birden uyuyakalmm! Baktm, odama kara bir tay girdi,

oynamaya, zplamaya, dilerini gstermeye balad. Kapkara bir tayd.

Harlov sustu, annem:

- E, sonra? diye sordu.

- te bu tay, bana birdenbire arkasn evirdi. Sonra sol dirseimin en nazik

yerine ifte att!.. Uyandm, baktm: kolumu kaldramyorum, sol bacam da yle.

E, dedim, inme indi. Ama gene de kolum biraz sonra kmldamaya balad. Yalnzca

uzun zaman oynaklarm karncaland durdu, hl da yle. Avcumu anca karncalar

hemen koumaya balyor.

- Martin Petrovi, demek, elinin stne yatp uyumusun.

- Hayr hanmefendi, yle deil. Bu bir haber... lme yaklayorum demek.

Annem:

- Yok canm, dedi.

- Bir haberdi bu! Yani, hazrlan oul demek istiyordu. Bunun iindir ki

hanmefendi, size hemen bunu sylemek gerektiini anladm.

Sonra birdenbire bararak:

- lm, Tanr'n ben kulunu, beklenmedik bir zamanda, hazrlksz yakalamasn diye

kafamda yle bir ey tasarladm: imdiden, henz yayorken, iftliimi Tanr'nn


bana esinledii gibi, iki kzm arasnda, Anna ile Evlampiya arasnda pay etmeye

karar verdim.

Martin Petrovi durdu, gs geirdi; sonra:

- Hem de hi zaman yitirmeden; hemen, dedi.

Annem:

- Eh, dedi, bu kt bir ey deil! Yalnzca bana yle geliyor ki, bouna acele

ediyorsun?

Harlov, sesini daha ok ykselterek:

- Bu ite, yasal yollardan gitmek istediim iin, olunuz Dimitriy Simenovi'i

gndermenizi rica ediyorum. Siz hanmefendiyi rahatsz etmeye kalkmyorum.

Akrabam Bikov'aysa bu ii bir grev olarak veriyorum. Mlklerimin kzlarma

verilmesi konusunda gereken resmi tutanak ve iki kzmn, evli olan Anna'yla bekar

olan Evlampiya'nn mlkiyetlerine verilmesi iin resmi tutanaa konan hkm br

gn, Yeskovo ya da Kozulkin adl yurtluumda imdiden arlm kimselerin

katlmasyla yaplacak olan toplantda okunacandan, orada bulunmalarn rica

ediyorum.

Martin Petrovi, besbelli ezberledii, sk sk i ekmeleriyle kestii bu sylevini

glkle bitirdi... nsana, okurken gsnde yetecek kadar hava kalmad gibi

geliyordu. Solmu olan yz gene her zamanki krmzln ald. Birka kez

yzndeki terleri sildi. Annem:

- Bu mal blm tutanan imdiden yazdn, yle mi? Ne abuk yaptn bu ii?

- Eh, zaman bulduk. Gece gndz demedik, altk.


- Kendin mi yazdn?

- Volodka yardm etti.

- Dilekeyi verdin mi?

- Verdim. Yargtay kabul etti. Hemen bir kurul gnderip mal blmnde

bulundurmas iin blge mahkemesine yazd.

Annem glmsedi:

- Anladm Martin Petrovi. Her eyi dnp tanmsn. Bu ite paray pulu

esirgemedin ha?

- Esirgemedim, hanmefendi!

- imdi de bana akl danmaya geldiini sylyorsun. Eh, peki, Mitinka gitsin,

Suvenir'i de birlikte gnderirim. Kvitsinski'ye de sylerim... Gavril Feduli'i

armadn m?

- Gavril Feduli'i mi? Bay Jitkov'u mu? Ona da haber verdim. Nianl olduu iin

gelmesi gerek!

Martin Petrovi'in btn sz gcn tkettii belliydi. Bana yle geliyordu ki,

annemin bulduu nianly pek gz tutmuyordu. Belki de sevgili Evlampiyas iin

daha parlak bir ksmet bekliyordu. Sandalyesinden kalkt, ayaklarn birbirine

arpt:

- Kabul ettiiniz iin ok teekkr ederim!

- Nereye gidiyorsun? Otur. Kahvalt getirsinler.

- ok teekkr ederim, ama olmaz! Eve gitmeliyim.

Geri geri ekildi. Her zamanki gibi kapdan yan yan gemek zereyken annem:
- Dur, dur, dedi. Sen iftliin hepsini mi kzlarna pay ediyorsun? Kendine bir ey

brakmyor musun?

- Elbette hepsini.

- Ya sen kendin nerede oturacaksn?

Harlov bu soruya yle at ki, ellerini sallamaktan kendini alamad:

- Nasl nerede oturacam? Bugn dek nerede oturduysam gene orda otururum.

Yaammda ne deiiklik olabilir?

- Senin kzlarna, gveyine bu denli gvenin var demek?

- Yani, Volodka'dan m konuuyorsunuz? Canm, o her zaman istediim gibi

kullanabileceim bir paavradr. Ne gc var onun? Kzlarma gelince; ilk grevleri

lnceye dek beni yedirmek, iirmek, giydirmek deil mi? Ben de uzun zaman onlara

yk olacak deilim. lm de yaklat zaten.

Annem:

- lm Tanr'nn emri, dedi, gerekten de sylediim gibi kzlarnn grevidir sana

bakmak! Gcne gitmesin, Martin Petrovi, ama byk kzn Anna pek byklk

taslyor, bryse biraz yabanice.

Harlov annemin szn keserek:

- Ne diyorsunuz, Natalya vanovna, dedi, kzlarm... sizce yani itaat...

etmeyecekler mi? Byle ey onlarn aklndan bile gemez. Bana m kar gelecekler?

Kime, babalarna kar m? Buna cret edebilirler mi hi? lenirim sonra. Btn

mrlerini korku iinde, sz dinleyerek geirdiler. imdi birdenbire... Tanrm!

Olmaz yle ey!


Harlov, ksrmeye balad, sesi ksld. Annem onu yattrmak iin acele etti:

- Eh, peki, dedi, ama gene de onlara mlkn niin hemen pay etmeyi dndn

anlamyorum bir trl. Mal mlk senden sonra nasl olsa onlara kalmayacak m?

Bunlar hep kuruntularn yznden oldu, sanrm.

Harlov, biraz can sklarak:

- Eh, hep kuruntu der, durursunuz. Bunda belki doast bir gcn etkisi vardr.

Sizse kuruntu diye tutturmusunuz. Hanmefendi, ben bu ii unun iin dndm:

Gzlerim akken neyin kime deceine karar vermek istiyorum. stiyorum ki,

kzlarmn her biri, babasnn, velinimetinin balad eyi teekkrle pp

bana koysun, byk bir iyilik saysn...

Harlov'un sesi, bir daha ksld. Annem:

- Yeter, yeter dostum, dedi. Yoksa bu kez gerekten kara tay grrsn.

Harlov inleyerek:

- Aman, yalvarrm Natalya vanovna, bunu sylemeyin. O, beni almaya gelen lmn

ta kendisi. Neyse bana izin. Kk bey, sizin de, yarn deil br gn bize onur

vermenizi bekleyeceim.

Martin Petrovi kt, annem arkasndan bakt. Ban anlaml anlaml sallad:

- Pek iyi belirti deil, dedi, bana dnd, farknda msn, konuurken gnee

bakyormu gibi hep gzlerini krptryor. Bil ki, bu kt bir belirtidir. Byle

yapan kimselerin ileri znle doludur. Ykm, onlar kollar. br gn Suvenir ve

Vikenti Osipi'le birlikte gidersin.


XI

Belli gnde, alt doru at koulu, drt kiilik byk aile arabamz alml alml

gelip evimizin ana kapsnda durdu. Arabay iman, kr sakall ba arabacmz

Alekseyi sryordu. Harlov'un byle nemli bir ie girimesi, bizi trene

armas, anneme dokunmutu. Bunun iin bu gsterili arabann koulmasn, benim

de, Suvenir'in de bayramlk giysilerimizi giymemizi istedi; belliydi ki

"proteg"sine (*) sayg gstermek istiyordu. Kvitsinski'yse her zaman frak giyer,

beyaz boyunba takard. Suvenir yol boyunca, bir papaan gibi hi arasz gevezelik

etti durdu, ks ks gld. Kardeinin kendisine de bir ey verip vermeyecei

zerine konutu. Ayn zamanda da onu "kaba herif, ta yrekli adam" diye

niteliyordu. Sonunda ask yzl, titiz bir adam olan Kvitsinski dayanamad, gl

Leh azyla:

- Bu bo laflardan usanmadnz m daha? dedi. "Hi kimseyi ilgilendirmeyen" (bu

szleri ok severdi) samalar sylemeden konuamaz msnz?

Suvenir'in can skld:

-indik, indik, dedi, a gzlerini arabann penceresine dikti.

Ayn hzla koan atlar, eyrek saat gemeden yepyeni, incecik koumlarn altnda

henz terlemeye balamlard ki, Harlov'un iftlii grnd. Arabamz, ardna dek

ak duran ana kapdan avluya girdi. Atlarn birinin zerinde oturan arabac ocuk

(pek kckt, ayaklar atn yar gvdesine kadar ancak geliyordu) son olarak

incecik baryla yumuak eyerin zerine srad, yal Alekseyi, dirseklerini


gererek kollarn kaldrd. Hafife "Brrrr!'' sesi iitildi, arabamz durdu. Bu

sefer hibir kpek bizi havlayarak karlamad. Avludaki, nleri ak gmleklerinin

altndan kocaman karnlar grnen ocuklar da kala gz arasnda yitivermilerdi.

Harlov'un gveysi, bizi kap eiinde bekliyordu. O srada ilk gzme arpan ey,

Hamsin Yortusu'nda olduu gibi, eiin iki yannda duran kk kayn aalar oldu.

Suvenir, arabadan inerken burnundan:

- Amma da gsteri ha, diye sylendi.

Gerekten ortalkta bir tren havas esiyordu. Harlov'un gveysi, saten dml bir

kadife boyunba takm, dapdarack bir siyah frak giymiti. Arkasnda duran

Maksimka'nn salar ekmek rasyla o kadar slatlmt ki, yere damlalar

dyordu. Odaya girdik. Odann ortasndan Martin Petrovi'in ykseldiini grdk

(burada ykselmek szn kullanmak yerindedir, nk gerekten bir da gibi

ykseliyordu). Suvenir'le Kvitsinski, bu dev vcudu grnce neler duyumsadlar

bilmiyorum, ama ben gl saygya benzer bir ey duydum. Martin Petrovi kara, dik

yakal, eski kuruni bir kazakin giymiti; belki de 1812'de giydii gnll

niformasyd bu. Gsnde bir tun madalya parlyor, yannda bir kl

sallanyordu. Sol eliyle klcn kabzasna dayanyor, sa eliyle krmz uha kapl

masaya dayanyordu. Masa zerinde, iki yazl kt vard. Harlov, kmldamak yle

dursun soluk bile almyordu. Duruunda byk bir nemlilik, snrsz, kuku

duyulmaz gcne kar byk bir gvenme vard. Bizi yle hafife selamlad, ksk

bir sesle, "Buyurun!" diye mrldandktan sonra sol elinin iaret parmayla

yandaki bir sr iskemleyi gsterdi. Konuk odasnn sa duvar nnde bayramlk


giysilerini giymi olan iki kz duruyordu: Anna'nn zerinde sar ipek kuakl,

yeil leylak rengi bir giysi vard; Evlampiya, gelincik rengi kurdeleli pembe bir

giysi giymiti. Yannda yeni niformasn giymi Jitkov duruyordu. Yznde her

zamanki budalaca grn, gzlerinde hrsl bir bekleyi, tyl yznde de her

zamankinden daha ok ter damlas vard. Konuk odasnn sol duvarnn yannda, ttn

rengi eski bir cppe giymi bir papaz oturuyordu. Sert, kirli kahverengi salar,

yorgun, zntl gzleri olan, yal bir adamd. ri, nasrl ellerini, ar ar

dizlerine vuruyordu. Bir de cppesinin altndan parlak izmeleri grnyordu. Btn

bunlardan etin, ho gemeyen bir yaam srd anlalyordu. Yoksuldu, cemaati

ok azd. Yannda ufak tefek, imanca, solgun yzl, hrpani klkl, ksa kollu,

kara gzl, krpk bykl polis komiseri oturuyordu; yznde neeli, ama kt bir

glmseme okunuyordu; yaman bir rveti olduu syleniyordu; kendisine zorba ad

bile verilmiti. Ama gene de iftlik sahipleri, kyller ona almlard, onu

severlerdi. evresine biraz alay eder gibi bakyor, sanki btn bu "olup bitenler"

onu elendiriyordu. Ama asl ilgilendii ey, votkayla mezelerdi. Yannda oturan

mahkeme yesiyse Martin Petrovi'in verdii buyruklar byk bir dikkatle

izliyordu. Pek ho bir adamd, uzun bir yz, kulandan burnuna dein uzanan,

Birinci Aleksandr modas, ince favorileri vard. Bu adam, Martin Petrovi'i ciddi

baklaryla szyor, dudaklarn amadan ikide bir azn kprdatp duruyordu.

Suvenir, yanna oturdu, bana dnp "Bu eyaletin ba farmasonu," dedikten sonra

kulana bir eyler fsldad. Bilirsiniz, geici blge mahkemesinde bir de nc

yenin yer almas gerekir. O da komiser yardmcsyd. Ama btn blgenin "Yok"
adn verdii bu adam, bir yerde grnmyordu; gzden yitmiti. Ben Suvenir'in

yanna oturdum, Kvitsinski benim yanma oturdu. Becerikli Lehli'nin yznde,

kimsenin iine yaramayan byle bir yolculukta bou bouna zaman yitirildiini

dnen bir adamn can sknts okunuyordu. Sanki kendi kendine, "Hanmefendi!

Soylularn fantezileri! Ah u Ruslar!..." diyordu.

XII

Hepimiz oturduktan sonra, Martin Petrovi omuzlarn yukar kaldrd. Oradakileri

iyi bakl, kk gzleriyle szd. Grltl bir i ekiten sonra sze balad:

- Beyler, sizi u nedenle buraya ardm: Gn getike yalanyorum. Artk gten

dtm. imdiden lm belirtileri ortaya kt. lm, bize sinsi sinsi yaklayor!

yle deil mi, papaz efendi?

Birden irkilen papaz, mrldanarak:

- Tabii, tabii, dedi.

Harlov, birdenbire sesini ykselterek;

- Bunun iindir ki, dedi, lm beni hi hazrlksz alp gtrmesin diye una karar

verdim.

Martin Petrovi, burada iki gn nce anneme syledii szleri harfi harfine

yineledi.

- Aldm karara gre, (eliyle masada duran ktlara vurdu) bu tutanak, tarafmdan

imzaland, yetkili kiiler tank olarak arld. Kararm neyse aada nokta nokta

belirtilmitir. Buyurduum yeter artk!


Martin Petrovi, demir ereveli yuvarlak gzlklerini burnuna takt. Masadan

yazl ktlar ald, okumaya balad:

- Ben, mtekait zabitlerden asilzade Martin Harlov; btn melekt- akliyeme sahip

olarak, kendi irademle u taksim kararnda iki kzma (Anna ile Evlampiya'ya

dnerek "Selam verin," dedi; kzlar balarn eerek selam verdi) neler deceini

btn teferruatyla anlatyor; kyllerimin, teki mlklerimin bu iki kz arasnda

nasl taksim edileceini alenen bildiriyorum. (*)

Komiser, yznden hi silinmeyen glmsemesiyle Kvitsinski'ye dnp fsldad:

- Bu kd kendi yazd. Anlatm gzel diye kendi okumak istiyor. Ama yasa

gereince hazrlanan bir belgenin bu tr anlatm zentileri olmamas gerekir.

Suvenir, ks ks glmeye balad. Komiserin bu szlerine kulak kabartm olan

Harlov:

- Kararma tmyle uygundur, diye bard.

Komiser, hzl hzl, neeyle:

- Her bakmdan uygun, diye karlk verdi. Yalnzca bilirsiniz ki Martin Petrovi,

resmi belgenin biimsellii deitirilemez. Gereksiz ayrntlar atmalsnz; siz

istediinizi yazn, ama eit eit ineklerinize, rdeklerinize mahkeme karmaz.

Harlov, kendisiyle birlikte odaya girip yaltaklanc bir tavrla kap yannda duran

gveysine:

- Gel buraya, diye bard.

Gveysi, bir srayta kaynbabasnn yanna kotu:

- Hadi oku bakalm. Bana zor geliyor. Yalnzca gzn a, szleri yutma. Burada
bulunan beyler her noktay anlayabilsinler.

Sltkin, kad iki eliyle tuttu; ak, ama biraz titreyen bir sesle, her sze

hakkn vere vere, bltrme belgesini okumaya balad. Burada en kk

ayrntlarna varncaya dek Anna ile Evlampiya'ya verilen mallarn, mlklerin,

aralarnda nasl blnmesi gerektii gsteriliyordu. Harlov, onun okuyuunu, zaman

zaman u szlerle kesiyordu:

- Dinliyor musun, Anna; bu, alkanlnn dl olsun diye; bu senin iin kk

Evlampiyam, sana balyorum.

ki kzkardeten Anna, yerlere eilerek, Evlampiya ise yalnzca ban eerek selam

veriyordu. Harlov da onlara arbal, ama biraz atk bir yzle bakyordu. Asl

yurtluk, yeni yap (kk kz olduu iin, gelenee uygun olarak) Evlampiya'ya

veriliyordu. Gveyinin sesi, houna gitmeyen bu szleri okurken tizleiyor,

titriyordu. Jitkov ise dudaklarn yalyordu. Evlampiya ona yan yan bakt. Ben

Jitkov'un yerinde olsaydm bu bak pek houma gitmezdi. Byk Rus gzellerinin

yzlerinde grlen o aa grme, bu bakta ayr bir anlam alyordu. Martin

Petrovi, oturduu odalarda gene oturmak hakkn, yaamas iin gerekli olan her

trl yiyecei, bir de giyinip kuanmas iin ayda on kt rubleyi kendisine

ayryordu. Belgenin son tmcelerini kendisi okumak istedi:

- Baba olarak kutsal, kar gelinmez buyruumun Tanr buyruu gibi dinlenmesini

isterim. nk ben Tanr'dan sonra onlarn baym, babasym. Kimseye hesap vermek

zorunluunu duymadm, hesap vermedim. stencime boyun eerlerse benim iyi duam

alrlar. Dinlemezlerse Tanr saklasn, ilencim imdi de, yzyllar boyunca da


onlar vuracaktr. Hayrls Tanr'dan!

Harlov, kd bandan yukar kaldrd. Anna, kala gz arasnda diz kt, alnn

demeye dokundurdu. Arkasndan kocas da ayn eyi yapt.

Harlov, Evlampiya'ya:

- Ya sen ne bekliyorsun? dedi.

Evlampiya, kpkrmz kesildi, o da yerlere dek eildi.

Jitkov, btn gvdesiyle ne doru eildi. Harlov, parmayla kdn alt ucunu

gstererek:

- mza edin, diye bard. nce uraya, "Teekkr eder, kabul ederim, Anna;

teekkr eder, kabul ederim, Evlampiya," yazn.

ki kz da dorulup birbiri ardnca imza ettiler; Sltkin de dorulup kaleme doru

ynelirken, Harlov orta parman boyunbann stne dayayp onu yle bir itti ki,

adamcaz az kalsn dp yerlere serilecekti. Sessizlik bir dakika kadar srd.

Birdenbire Martin Petrovi, hkrr gibi mrldand:

- Neyse, artk her ey sizin, dedi. Masadan kalkp uzaklat. Kzlarla gveysi

baktlar. Ona yaklap dirseinin ucunu pmeye baladlar, boylar omzuna bile

yetimiyordu.

XIII

Komiser, Martin Petrovi'in yolu yordamyla hazrlad tutana okudu; sonra

avukatla birlikte kap nne ktlar. Olup biteni komulara, tanklara, Harlov'un

kyllerine, birka uana bildirdiler. ki yeni iftlik sahibinin mal mlk


haklar yrrle girdi. Onlar da kap nne ktlar. Komiser, bir kan yukar

kaldrp ilgisiz yzne bir sertlik vererek kyllere boyun emelerini tledi. Bu

d vermese de olurdu. Dnyada Harlov'un kyllerinden daha yumuak bal

insanlar olmasa gerekti. Kt bir kaftanla delik deik koyun derisi giymi, ama her

trende olduu gibi kuaklarn adamakll skm olan bu adamlar, put kesilmi

gibi hi kmldamadan duruyor, komiserin her "itiyor musunuz, melun eytanlar,"

deyiine sanki, buyruk alm gibi yerlere eilerek hep birlikte karlk

veriyorlar; "melunlarn, eytanlarn" hepsi de iki elleriyle apkalarn smsk

tutuyor, Martin Petrovi'in grnd pencereden gzlerini ayrmyorlard. Kyl

tanklar da onlar gibi ekingen grnyorlard. Komiser, "Harlov'un iki mirass

olan kzlarnn bu iftlii ele almalarnda yasaca bir engel olup olmadn

biliyor musunuz?" diye sorduu zaman, btn tanklar bozuldular. Komiser:

- Sylesenize melunlar, diye yeniden bard.

Kesik sakalndan, byklarndan emekli bir asker olduu anlalan salam yapl,

yal bir adam atlarak:

- Soylu efendim, bir engel yoktur, dedi.

Dalan tanklar onun iin:

- Ne yrekli adam u Yeremeyi, diye aralarnda konuuyorlard.

Komiser rica ettii halde Harlov, kzlaryla kap nne kmak istemedi:

- Benim uyruunda olanlar buyruklarma byle de boyun eerler, dedi.

Tren bittikten sonra zerine sanki bir zn km, yz gene sararp solmutu.

Martin Petrovi'te hi grlmeyen bu znl durum, onun iri, babacan grnne


yle aykryd ki, ne dneceimi kestiremiyordum. Yoksa gene bir kuruntu bunalm

m geiyordu? br yandan kyllerin de bir duraklama geirdikleri belliydi.

Gerekten acaba, "Beyefendi hl yayor. Bakn ayakta duruyor. Hem de ne

beyefendi: Martin Petrovi! Birdenbire maln mlkn elden karsn, olur i

deil!" diye mi dnyorlard? Harlov, uyruunun kafasndan neler getiini

kestirmi ya da ne adam olduunu son olarak gstermek istemi olacak ki, pencereyi

ap ban darya karak grleyen sesiyle:

- Boyun emenizi istiyorum, boyun emenizi! diye bard, sonra pencereyi kapatt.

Kyllerin duraksamas, bu szlerle ne dald, ne de azald. Onlar, daha ok ta

kesildiler, artk evrelerine bakmay bile gze alamyorlard. Hizmetiler,

kyllere gre daha ok canllk gsteriyordu. (Aralarnda ksa basma entari giyen

gen irisi iki kz vard. Baldrlar, ancak Michelangelo'nun "Kyamet Gn"

tablosunda grlebilirdi. Bir de kaba uldan bir kaput giymi, yallktan artk

bsbtn km, yar kr bir adam vard. Anlattna gre, Potyomkin zamannda

borazancym; kk uak Maksimka'y ise Harlov kendisine alkoymutu.) Bu

hizmetiler topluluu, hi olmazsa yer deitirebiliyordu. Yeni ev sahipleri pek

almlydlar. Hele Anna, dudaklarn skm, gzlerini yerden hi ayrmyordu;

onun d grn, kyllere iyilikle davranaca konusunda pek de umut vermiyordu.

Evlampiya da gzlerini yerden kaldrmyordu. Yalnz bir kez, naslsa Sltkin'le

kap nne kmak gereini duyan nianls Jitkov'u yava yava, ap kalm gibi

szd. Gzel, iri gzleri "Sen ne hakla burada duruyorsun?" der gibiydi. Herkesten

ok deien Sltkin olmutu. Batan aa canllk kesilmiti. Sanki itah


alyormu gibiydi. Kafas, ayaklar gene yaltaklanr gibi kprdyordu, ama

ellerini yle sevinle ayor, omuzlarn, "En sonunda istediime kavutum!" der

gibi yle honutlukla indirip kaldryordu ki...

Tren bitti, yemek zaman yaklat iin komiserin az sulanmaya balad. "Bir

kadeh votkay gvdeye indirmeye" hazrlanan insanlarda grld gibi ellerini

ovuturmaya balamt. Ama Martin Petrovi'in yemekten nce bir dua okuyup kutsal

su serpilmesini dnd anlald. Yal papaz, lime lime olmu srmal giysisini

giydi. Pek de canl olmayan diyakoz mutfaktan kt, eski bakr buhurdanl soluk

solua fledi. Dua treni balad. Harlov, durmadan oflayp pufluyordu; bedeni yere

dek eilmesini engelliyordu. Ama sa eliyle istavroz karyor, ban eerek sol

eliyle demeyi gsteriyordu. Sltkin'in yz sevinle parlyordu; bir an gzleri

bile yaard. Jitkov, tam bir asker gibi elini niformasnn nc, drdnc

dmeleri arasnda gezdirerek szde istavroz karyordu. Kvitsinski, katolik

olduu iin bitiik odada kalmt. Avukat yle canla bala dua ediyor, Martin

Petrovi'in arkasnda yle ahlar oflar ekiyordu, dualarn o denli iten gelen bir

dindarlkla okuyor, gzlerini nndeki daa yle bir kaldryordu ki, ona bakarken

iime bir dindarlk duygusu geldi. Ben de can ve gnlden dua etmeye baladm. Bu

srada okunmu su serpildi; oradakilerin hepsi, Potyomkin'in kr borazancs ile

Kvitsinski bile gzlerini suyla slattlar. Bylece tren bittikten sonra Anna ile

Evlampiya, Martin Petrovi'in buyruu zerine, bir daha onun nnde eilerek

kranlarn bildirdiler. En sonra yemek zaman geldi. Yemekler boldu, lezzetliydi.

Hepimiz tka basa yedik. En sonra, sofralarda eksik olmayan Don arab geldi.
Hepimizden ok yol yordam bilen komiser, ayrca hkmet temsilcisiyle de kadeh

tokuturmalara balad. "Yurtluun gzel sahipleri" onuruna, hemen sonra da "Sayn,

eliak" Martin Petrovi'in salna iti. "Eliak" szn iitince Sltkin'in

yrei cokuyla dolup tat; velinimetinin elini pmeye kotu. Harlov'un can

skld, dirseiyle onu yanndan itti:

- Peki peki, gerei yok, dedi.

te bu srada pek hoa gitmeyen bir ey oldu.

XIV

Yemein bandan beri durmadan ien Suvenir, birdenbire pancar gibi kpkrmz

kesildi, sandalyesinden kalkt, Martin Petrovi'i gstererek ksk, tiz, irkin

sesiyle gld:

- Eliak, eliak, diye bard; ama bakalm kar stne rlplak atld zaman

houna gidecek mi bu eliakl?

Harlov, kmseyen bir tavrla:

- Neler samalyorsun, budala? dedi.

Suvenir:

- Budala! Budala! dedi. Hangimizin budala olduunu Tanr bilir. Siz kardeimi,

zavall kardeimi mezara soktunuz. Bu yzden de imdi kendi kendinizi yok

ediyorsunuz. Ha, ha, ha!

Sltkin, Martin Petrovi'in omzunu brakt:

- Sayn velinimetimizi aalamaya nasl yelteniyorsunuz, diyerek Suvenir'in


zerine saldrd. Velinimetimiz isteyince hemen devir senedini yrtmaktan

ekinmeyeceimizi bilmiyor musunuz?

Kvitsinski'nin arkasna gizlenen Suvenir:

- Ama, gene de onu kara rlplak frlatp atacaksnz, dedi.

Harlov:

- Susun, diye grledi. Sana yle bir vururum ki, ortada kymn bile kalmaz.

Sonra Sltkin'e dnerek:

- Sen de sus, kpek encii. Seni ilgilendirmeyen ilere burnunu sokma. Ben Martin

Petrovi, byle bir bltrme senedi yapmaya karar verdim, bu kararm kim

deitirebilir? Byle bir g yoktur dnyada.

Avukat da ok imiti, ama arap, onun ciddiliini artryordu. Birdenbire kaln

sesiyle:

- Martin Petrovi, dedi, ya gerekten bu bey doruyu sylediyse? Siz byk bir ie

giritiniz. Ama Tanr saklasn, demeleri gereken minnet borcuna karlk ya size

bir oyun oynarlarsa?

Ben iki kzkardei yandan gizlice, yle bir szdm. Anna, gzlerini drt ap

avukata ineler gibi dikmiti. Yaammda bundan daha kt, daha ylanca, btn bu

ktlne karn daha gzel bir yz grmemitim!

Evlampiya ban evirdi, kollarn gsnde aprazlad. Dolgun, gl rengi

dudaklarnda her zamankinden daha aa gren bir glmseme belirmiti. Harlov,

kalkp azn at, ama bir trl sesi kmyordu... Birdenbire yumruunu masaya

yle bir indirdi ki, odada bulunan her ey grltyle yerinden oynad, ngrdad.
Anna, ivedi ivedi:

- Baba, dedi, bizi tanmyorlar, bunun iin de anlamyorlar. Siz de bou bouna

fkelenmeyin. fkelenmek size yaramyor. Yznz bir tuhaf oldu.

Harlov, Evlampiya'ya bir bakt. Yanndaki Jitkov, kendisini drtt ama, Evlampiya

gene de hi istifini bozmad. Harlov, bouk bir sesle:

- Teekkr ederim Anna kzm, dedi. Sen benim zeki kzmsn. Sana da, kocana da

gveniyorum.

Sltkin, bir daha vzldad; Jitkov gsn kabartt, hafife ayan yere vurdu.

Ama Harlov, onun bu abalamalarn grmedi, enesiyle de Suvenir'i gstererek

szlerini srdrd:

- Benimle alay etmek bu serserinin houna gidiyor.

Sonra da avukata dnerek:

- Siz beyefendi, Martin Harlov hakknda yargya varacak denli olmadnz daha.

Memursunuz ama, szleriniz pek sama. Aslnda i olup bitti. Kararmdan dnmem...

Hadi hoa kaln, ben gidiyorum, imdiden sonra burada ev sahibi deil, konuum.

Anna, artk ev sahibi sensin, beyleri istediin gibi arlarsn. Ben odama

ekiliyorum, yeter artk!

Martin Petrovi bize arkasn dnd, bir sz sylemeden yava yava odadan kt.

Ev sahibinin birdenbire gidii elentimizi bozmutu. Aslna baklrsa iki ev

sahibi hanm da ok gemeden ekildiler. Sltkin, bizi alkoymak iin bou bouna

alyordu. Komiser, avukata yersiz itenlii iin sitem etti.

O da:
- Ne yapaym, dedi, vicdanm syletti.

Suvenir bana dnp mrldand:

- Mason olduu nasl da belli.

Komiser:

- Vicdan m? dedi. Biliriz sizdeki vicdan. O da Tanr'nn biz gnahl kullarna

verdii vicdan gibi cebinizde durur.

Bu srada papaz, lenin sona erdiini anlayarak ayaa kalkmt, ama gene de

birbiri ardnca bir eyler attrmaktan geri kalmyordu. Sltkin biraz serte:

- Gryorum, itahnza diyecek yok, dedi.

Papaz, zavall bir glmsemeyle karlk verdi:

- Yedek olsun diye!.

Bu szlerde hibir zaman giderilemeyen bir alk duyuluyordu.

Arabalarn grlts iitildi, herkes yoluna gitti.

Dnerken kimse Suvenir'in ka gz oynatmasna, gevezelik etmesine engel olamyordu.

Kvitsinski, "Hi kimseyi ilgilendirmeyen" bu samalardan bkp usandn

syleyerek eve yalnz, yaya dnd. Onun yerine arabamza Jitkov oturdu. Emekli

binbann can pek skknd, durmadan bir hamambcei gibi byklarn oynatp

duruyordu.

Suvenir:

- Eee ekselans, diye kekeledi. Demek artk boyun eme filan kalmayacak. Hele durun,

siz daha neler greceksiniz. Size de gsterirler. Ah, siz zavall yavuklu, zavall

yavuklu! Banza neler gelecek sizin yavuklu bozuntusu.


Suvenir kahkahalar savuruyor, zavall Jitkov ise yalnzca byklarn kmldatp

duruyordu.

Eve gelince her eyi anneme anlattm. O da beni sonuna kadar dinledi. Birka kez

ban sallad:

- Bunlar pek hayra alamet deil, dedi. Bu yeniliklerin hibiri houma gitmiyor.

XV

Ertesi gn Martin Petrovi, yemee geldi. Annem, giriimini hayrlsyla sonuna

erdirdii iin onu kutlad.

- Sen imdi, dedi, zgr bir adamsn. Sanrm byk bir yrek akl duyuyorsun.

Martin Petrovi:

- Evet hanmefendi, yrek akl, byk bir rahatlk duyuyorum, dedi. Ama yznn

anlatm hi de kendisini gerekten daha rahat duyduunu gstermiyordu.

- Artk ruhumu da dnebilir; lm saatime de gerei gibi hazrlanabilirim.

Annem:

- Syle bakalm, dedi, hl elin karncalanyor mu?

Harlov, iki kez sol avcunu at, kapad:

- Karncalanyor hanmefendi, hem size bir ey syleyeyim mi? Uykuya dalarken, biri

kafamn iinde, "Kendini sakn! Kendini sakn!" diye baryor.

Annem:

- Hep sinirden, dedi.

Sonra dnk trenden sz at. Blme ilemi srasnda geen kimi eyleri
tlatt.

Harlov, szn keserek:

- Evet, evet, birtakm eyler oldu, ama nemsizdi, dedi.

Sonra her sz tartarak:

- Suvenir, bo laflar etti, diye ekledi, ama nemsizdi. Ciddi bir adam olmasna

karn, avukatn szleri de bana dokunmad. Asl bana dokunan...

Harlov, konumasn keserek bir an duraklad.

Annem:

- Nedir? diye sordu.

Harlov, anneme dik dik bakarak:

- Evlampiya'nn davran, dedi.

- Evlampiya'nn m? Kznn m? Nasl olur?

- Ah hanmefendi, sormayn, put kesildi. inde ruh denen bir ey yok mu acaba?

Ablas Anna, eh, her eyi gerektii gibi yapt. Zeki kzdr. Evlampiya ise hi...

Oysa niye saklamal, onu her zaman stn tutardm. Hi bana sevgisi yok mu acaba?

Her eyi onlara braktma gre, demek ki durumum kt. Demek ki artk bu dnyayla

ilgim olmadn anlyorum. O ise bir sz bile sylemeden put gibi duruyor. nmde

eiliyor, eiliyor, ama hi minnet duyduu anlalmyor.

Annem:

- Dur, bekle hele. Onu evlendirelim de... Gavril Feduli onu yumuatr.

Harlov, anneme yle bir bakt:

- Gavril Feduli mi? dedi. Sizin sahiden ona gveniniz var m?


- Var.

- Siz daha iyi bilirsiniz, ama unu syleyeyim ki, Evlampiya hk deyip benim

burnumdan dm. Huyumuz ayn. Kan Kazak kan, yrei de kor gibi scak!

- Senin yrein gerekten byle mi?

Harlov hi karlk vermedi. Ksa bir sessizlik oldu.

Annem:

- E, syle bakalm Martin Petrovi, dedi, imdi ruhunu nasl kurtarmak istiyorsun?

Voronej'de Aziz Mitrofan Manastr'na m, yoksa Kiev'e mi gideceksin? Belki de

Optina'ya gidersin; oras daha yakn. Hem de Makari Baba adl yle bir keii

varm ki, ondan daha azizi dnyaya gelmemi; insann btn gnahlarn hemen

okuyuverirmi.

Harlov, hrltl bir sesle:

- Gerekten iyilikbilmez bir kz karsa, onu kendi elimle ldrmek daha hayrl

olur!

Annem:

- Ne diyorsun, ne diyorsun? Tanr saklasn! Kendine gel, diye bard. Nedir bu

sylediin szler?.. te gryor musun, geen gn t istemeye geldiin zaman

beni dinleseydin daha iyi ederdin. imdi boyuna kendi kendini yiyip duracaksn. Ne

ruhunu dnebilecein var, ne bir ey! Kendini yiyip bitirsen de artk i iten

geti. Dirseini sramazsn! Ya, ite imdi de szlanyor, korkuyorsun...

Bu sitem galiba Harlov'a dokundu; her zamanki gururu bir dalga gibi kabard. yle

bir silkindi, enesini ileriye uzatt. zgn bir tavrla:


- Ben hanmefendi, dedi, szlanp korkacak adam deilim. Benim koruyucum, saydm

bir insan olduunuz iin size duygularn anlatmak istedim yalnzca. Ama Tanr

tanm olsun, (elini ba zerinde tutarak) dnya yklsa szm geri almam ya da

(fkeyle hrlayarak) yaptklarma piman olmam, korkmam! Bunu yaptmsa nedenleri

vardr; Dilerim, kzlarm da kyamete dek saygy elden brakmazlar.

Annem, kulaklarn tkad:

- Ne oluyor kuzum sana, borazan gibi tyorsun! Kzlarna bu denli gveniyorsan,

benim bir diyeceim yok. Tanr balasn. Byle, kafan patlatmaya ne gerek var!

Martin Petrovi zr diledi, bir iki kez iini ekti, sustu. Annem yeniden

Kiev'den, Optina'dan, Makari Baba'dan sz at. Harlov ban sallayarak:

- Evet, evet, gerekli; insann ruhunu dnmesi gerekli, diye karlk verdi, o

kadar.

Gidinceye dek kendini toplayamad. Zaman zaman elini ap kapatyor, avcuna

bakyor, en ok da gnah kartmadan beynine birdenbire kan kverir, diye

korkuyordu. nk fke insann kann bozar, beynine kartrd; artk kzmamaya

ant imiti... Hem de, hereyden artk vazgetiine gre, artk neden kzacakt?

Bakalar alsnlar da fkelensinler.

Annem esenleirken garip bir tavrla, dnceli, soran bir bakla ona bakyordu.

Harlov, ivedi bir devinimle, "alanlarn Bo Vakitleri" dergisini karp annemin

eline sktrd.

Annem:

- Bu ne? dedi.
Harlov, nceden belirledii yeri gstererek:

- Okuyun, dedi. Bana yle geliyor ki, ok gzel yazlm ama bir trl

anlayamyorum. Siz bana anlatsanza, velinimetim. Bir daha geldiim zaman

anlatrsnz.

Martin Petrovi, bu szleri syleyerek kt. O, kar kmaz annem:

- Ah, iler kt... ok kt, dedi, kitab alp okumaya balad.

Harlov'un belirledii yerde u cmleler yazlyd: "lm, doada byk, nemli bir

itir. Uyduu yasalardan; elektrik gcnden bile daha hafif, daha ince, daha

etkileyici olan ruh, kimyasal olarak temizlenir; kendisine manevi bir yer buluncaya

dek abalar durur. vb. vb. vb."

Annem, bu paray birka kez okudu. "Pf" deyip dergiyi bir yana att.

ki gn sonra teyzemin kocasnn lm haberini iittik, annemle birlikte

teyzemin kyne gittik. Gze dek orada kaldk. Ancak eyll sonlarnda kymze

dndk.

XVI

Oradan dner dnmez hem uam, hem ba avcm olan Prokofiy, bana ilk haber olarak,

ulluklarn geldiklerini; hele Harlov'un yurtluu olan Yeskovo'daki kayn ormannda

pek bol olduunu syledi. Yemee daha iki saat vard. Hemen tfeimi, antam,

kpeimi alarak Yeskovo ormancna kotum. Gerekten orada ok ulluk vard. Otuz

kez ate ettikten sonra be alt tane vurduk. Avcyla birlikte hzl hzl eve

dnerken, yolun kysnda ift sren bir kyl grdk. At durmutu. O da fkeli,
alamakl bir sesle svp sayyor; ipten bir dizginle atn bir yana att kafasn

kyasya ekiyordu. Hayvann kemikleri kmt, terli brleri krk gibi kalkp

iniyordu. Boynundaki yara izini grnce uzun yllar Martin Petrovi'e hizmet etmi

olan o yal, zayf ksra tandm. Prokofiy'e:

- Bay Harlov sa m? diye sordum. Av bizi ok oyalamt, baka bir ey konumaya

henz vakit bulamamtk.

- Yayor, neden sordunuz?

- Bu at onun at da. Satt m dersin?

- At gerekten onlarnd. Yalnzca at ondan aldlar da bu kylye verdiler.

- Nasl aldlar? Raz oldu mu?

- Ona soran olmad ki.

Prokofiy aknlmla alay eder gibi bakarak:

- Siz burada yokken dzenler deiti. imdi onlarda her ey Sltkin Bey'in elinde.

- Ya Martin Petrovi ne yapyor?

- O en sonra gelir. Yetecek kadar yemek bile verdikleri yok. Artk st yann sen

anla. Onu bsbtn perian ettiler. Bir gn tutup evden bile kovabilirler.

Byle bir devi evden kovma dncesini bir trl aklm almyordu. Sonra:

- Ya Jitkov, diye sordum. O ne yapyor? Onun kk kzyla evlenmedi mi?

Avcm, bu kez, bir kahkaha atp azn iyice at:

- Yok canm, eve bile brakmyorlar. Sana gereksinmemiz yok, defol buradan,

dediler. Dediim gibi her ey Sltkin'in elinde.

- Ya Jitkov'un nianls ne oldu?


- Evlampiya Martinovna m? Ah sayn beyim. Size ok eyler sylerdim, ama daha

gensiniz. Ortada yle iler dnyor ki... Bak, bak, Dianka bir ey bulmu.

Gerekten kpek, yolu kesen hendein sonundaki birka mee fidannn yannda, put

gibi durmutu. Ona doru kotuk. Bir ulluk utu. kimiz de ate ettik, vuramadk.

Ku baka yere sindi. Biz de ardndan gittik.

Eve dndm zaman orba, masann stnde duruyordu. Annem bana kt. Serte:

- yle ha, dedi, daha ilk gnde kendini yemekte bekletiyorsun demek.

Vurduum kular, nne koydum. Bakmad bile. Odada Suvenir, Kvitsinski, Jitkov

vard. Emekli binba bir keye sinmi, cezal bir renciyi andryordu. Yznde

utanma, can sknts okunuyordu. Gzleri kzarmt, biraz nce alama

benziyordu. Annem, yemekte keyifsiz grnyordu, bu durumun ge gelmemle ilgisi

olmadn anlamakta glk ekmedim. Yemekte hemen hemen hi konuulmad.


Binba,

zaman zaman anneme yalvaran baklarla bakyor, ama gene de yemekten bir lokma bile

yemiyordu. Suvenir, titriyordu. Yalnzca Kvitsinski, her zamanki kendine gvenir

durumuyla oturuyordu. Annem ona dnerek:

- Vikenti Osipi, dedi, ltfen yarn Martin Petrovi'i getirmek iin bir araba

gnderin. Artk kendi arabas olmadn rendim. Kesinlikle gelmesini, onu grmek

istediimi syleyin.

Kvitsinski bir ey syleyecekti, ama kendisini tuttu. Annem:

- Sltkin'e de bildirin, gelmesini buyuruyorum. Duyuyor musunuz, buyuruyorum, diye

ekledi.
Jitkov hafif bir sesle:

- Doru, ite bu serseriye... diye sze balad, ama annem ona yle yksekten bir

bakt ki, hemen ban evirip sustu.

Annem szlerini yineledi:

- itiyor musunuz, bu-yu-ru-yo-rum, dedi.

Kvitsinski saygyla, ama onurunu hi yitirmeden:

- Bastne, dedi.

Yemek odasndan benimle kan Suvenir:

- Martin Petrovi gelmeyecek, diye fsldad.

- Ne duruma dtn bir grseniz, insann akl almyor. Bana yle geliyor ki,

artk sylenen sz bile anlamyor. Onu adamakll boyundurua kotular.

Suvenir ksk sesiyle glmeye balad.

XVII

Suvenir'in dedii kt. Martin Petrovi, annemin arsn kabul etmedi. Annem

ayak diredi, ona bir mektup yollad. Martin Petrovi, karlk olarak kk bir

kt zerine u satrlar yazp gnderdi: "Gelemem; utancmdan leceim. Bylece

yok olup gideyim daha iyi. Teekkr ederim. Bana daha ok ikence etmeyin. Harlov

Martinko."

Sltkin geldi, yalnzca annemin "buyurduu" gnde deil, tam yirmi drt saat sonra.

Annem onu alma odasna almalarn syledi... Tanr bilir ne konutular, ama

konumalar uzun srmedi, yalnzca bir eyrek saat kadar konutular. Sltkin,
annemin odasndan yznde zehirli, acmasz, kstah bir anlatmla, kpkrmz

kt; konuk odasnda onunla karlanca afalladm. Yaknmzda dolaan Suvenir,

att kahkahay tamamlayamad. Annem de kpkrmz bir yzle odasndan kt.

Herkesin iitecei bir sesle Bay Sltkin'in, bir daha ne nedenle olursa olsun asla

ieri alnmamasn; Martin Petrovi'in kzlar da gelmek isterlerse (byle bir

cret onlardan beklenir) asla ieri braklmamalarn syledi. Yemekte annem

birdenbire "Seni gidi kt ftk, seni!" dedi, "Kulaklarndan tutup amurdan

kardm, adam ettim. Her eyi bana borludur. imdi de, ilerine bou bouna

kartm yzme kar sylemeye yelteniyor. Martin Petrovi, bir takm

lgnlklar ediyormu, bunlarn hepsine gz yumulamazm. Bakn u iyilikbilmez

ylana, bakn u fta..." Bizimle birlikte yemek yiyen binba Jitkov, en

sonunda Tanr'nn kendisine bir sz sylemek frsatn verdiini sand. Ama azn

aar amaz annem ona adamakll kt:

- Sen de adam msn sanki? Szde subay olacaksn, bir kz bile yola getiremedin!

Blk ynetmimi, hh! Bln senin buyruklarn nasl yerine getirdiini gzmn

nne getiriyorum da! Bir de kahyam olmak istiyordun ha! Ama ne de kahya olurdu

senden!

Masann ucunda oturan Kvitsinski, honut honut glmsedi. Zavall Jitkov ise

byklarn kmldatyor, kalarn kaldryor, tra uzam yzn peeteyle

rtyordu. Yemekten sonra her zaman yapt gibi bir pipo tttrmek iin kap nne

knca bana o denli zavall, yle yalnz grnmt ki, hi sevmediim halde gene

ona yaklatm. Uzun uzun sz etmeden asl konuya girdim:


- Nasl oldu da Gavril Feduli, Evlampiya Martinovna ile iiniz bozuldu? oktan

evlendiinizi sanyordum.

Emekli binba yzn buruturarak beni szd. Her szn ayr ayr her harfine

hakkn vererek ac ac dedi ki:

- Zehirli bir ylan o! Bana da zehrini aktt. Btn umutlarm yok etti. Size

Dimitri Simeonovi, o caninin btn yaptklarn anlatrdm, ama annenizi

kzdrmaktan ekiniyorum. (Prokofiy'in "Daha pek gensiniz," dedii aklma geldi.)

Bu kadar da...

Jitkov ksrd, sonra yumruunu gsne vurarak:

- ekmekten baka yolu yok! dedi. ek koca asker, ek. ar'a candan bal olarak,

kusursuz hizmet ettim: kanm da esirgemedim. Karl buymu demek. - Ksa bir

sessizlikten sonra sinirli sinirli piposunu tttrerek: - alayda olsa kl

tersiyle dve dve beynini patlatrdm onun.

Jitkov, piposunu azndan kard, gznn nnde canlanan tabloyu zevkle

seyrediyormu gibi gzlerini uzaklara dikti.

Suvenir koa koa geldi, binbayla alay etmeye balad. Yanlarndan ayrldm. Ne

olursa olsun Martin Petrovi'i kendim gidip grmeye karar verdim. ocuk merakm

alabildiine canlanmt.

XVIII

Ertesi gn yeniden tfeimi, kpeimi aldm; ama bu kez Prokofiy'siz, Yeskovo

ormanna yollandm. Pek gzel bir gnd. Bana yle geliyor ki, ancak Rusya'da eyll
aynda byle gnler olur. Sonsuz bir sessizlik iinde, insan, yz admdan bir

sincabn kuru yapraklar zerinde zpladn ya da bir aacn ta ucundan kopup br

dallara arpa arpa, ar ar, yumuak ot stne rmek zere den krk bir

daln hrtsn iitir gibi oluyordu. Hava ne scak, ne serindi, yalnzca

kokuluydu; sanki mayhotu. Sanki insann gzlerini, yanaklarn fiskeliyordu.

Ortasnda beyaz bir yuvarlac olan, ipek gibi hafif bir rmcek a, tfeime

takld, btn uzunluuyla havada kald. Bu da srekli bir scakln olacan

gsteriyordu. Gne parlyordu, yalnzca yle tatl, yle solgundu ki, sanki ay

andryordu. nme ulluklar kyordu, ama bu kez pek aldr etmiyordum. Ormann,

hemen hemen Harlov'un evine, ta bahe itine dek uzandn biliyor, oraya doru

yol alyordum. Ama dorusunu sylemek gerekirse evin iine nasl gireceimi pek

bilmiyordum. Annemin yeni mlk sahiplerine bu denli kzd bir zamanda ieri

girmenin doru olup olmayacan da dnyordum.

Olduka yakndan sesler iittim. Kulak kabarttm... Ormandan, tam bana doru

insanlar geliyordu. Bir kadn sesi:

- Byle syleseydin ya, diyordu.

Bir erkek sesi de:

- Olur mu, diye karlk veriyordu, her ey birden sylenir mi?

Sesler, tandm seslerdi. Artk seyreklemi olan fndk fidanlar arasnda mavi

bir kadn entarisi, yannda da koyu bir kaftan grnd. Biraz sonra ayrda, benden

be adm tede, Sltkin ile Evlampiya belirdiler. Evlampiya, hemen geriye,

fundala ekildi, Sltkin, biraz dnd, sonra bana yaklat. Yznde bundan drt
ay nce Harlov'un avlusunda atmn suluunu srte srte temizledii zaman grdm

yaltaklanmadan artk hibir iz kalmamt; ama dn annemin alma odasnn

eiinde grlen o kstaha meydan okuma tavrn da brakmt. Yz eskiden olduu

gibi taze, ekici grnyordu. Yalnz daha erkeke, daha ciddiydi. apkasn

kaldrp elini kara kvrck peremlerinin zerinden geirdi, glmseyerek:

- Epey ulluk vurdunuz mu? diye sordu. Siz, ormanmzda avlanyorsunuz. Buyurun,

bir diyeceimiz yok, honut oluruz...

Ben ilk sorduu eye karlk verdim:

- Bugn bir ey vurmadm, dedim. Ormannzdan da imdi kacam.

Sltkin, abuk abuk apkasn giydi:

- Rica ederim, sizi kovmuyoruz. Buyurun, diyoruz. Evlampiya Martinovna da ayn eyi

syler. Evlampiya Martinovna, gelsenize, nerdesiniz?

Evlampiya'nn ba fundalklarn arasndan grnd, ama kendisi bize yaklamad.

Son zamanlarda daha da gzellemiti; sanki daha bym, daha gsterili olmutu.

Sltkin, konumasn srdrd:

- Dorusu, sizinle karlatma ok honutum. Daha gensiniz, ama akl banda

bir insansnz. Dn anneniz bana kzdlar. i aklamak iin sylediim szleri

asla dinlemek istemediler. Ben de Tanr'nn nnde olduu gibi sizin nnzde de

syleyeyim ki, bu ite hi sulu deilim. Martin Petrovi'e baka trl davranmak

da olanakszd. Bsbtn ocuklat. Btn heveslerini yerine getirecek deildik

ya! Yoksa ona gereken saygy gstermekte kusur etmiyoruz. sterseniz Evlampiya

Martinovna'ya sorun.
Evlampiya, hi kmldamadan duruyordu. Dudaklarnda her zamanki aa gren

glmsemesi belirmiti; gzel gzleri pek de tatl bakmyordu.

- Ama dedim, Vladimir Vasilyevi, siz ne diye Martin Petrovi'in atn sattnz?

(Bir kylnn eline den bu atn durumu beni pek fkelendiriyordu.)

- Niin mi sattk? Aman efendim, ne ie yaryordu ki? Yalnzca bou bouna yem

yiyordu. Bir kylnn elindeyse gene i grr, toprak srer. Martin Petrovi, bir

yere gitmek aklna eserse, bizden at isteyebilir... Biz ona araba vermezlik de

etmeyiz. Ama, alma gnleri dnda...

Evlampiya, hi yerinden kmldamadan, sanki Sltkin'i aryormu gibi bouk bir

sesle:

- Vladimir Vasilyevi, dedi. Elinde tuttuu birka pisipisi otunu saplarndan

sallyor, birbirine vurarak balarn uuruyordu. Sltkin:

- Bir de u uak Maksimka konusu var, dedi, Martin Petrovi ne diye onu rak

verdiniz, diye tutturuyor. Ama kendiniz bir dnn, Martin Petrovi'in yannda

ba bo dolamaktan baka ne yapabilirdi? Hizmet de gremez, budala, toy ocuun

biri. imdi bir saracn yanna verdik. yi bir usta olur; hem kendisine yarar

olur, hem bize. Bizim kk iftlikte byle eylerin byk nemi vardr. Burada

hibir eyi bolamaya gelmez!

Kendi kendime, "Bu adama da Martin Petrovi paavra diyordu," dedim. Sltkin'e

dndm:

- Martin Petrovi'e imdi kim kitap okuyor? diye sordum.

- Kitap m? Okuyacak bir ey yok ki. Bir kitap vard, o da iyi ki yitti. Hem bu
yata okuyup da ne olacak?

Yeniden sordum:

- Ya kim tra ediyor onu?

Sltkin, sanki ho bir aka yapmm gibi babacanca gld:

- Hi... kim tra edecek! lk zamanlarda sakaln mumla yakyordu, ama imdi

bsbtn brakt. Hi de kt olmad

Evlampiya, sabrszlanarak:

- Vladimir Vasilyevi, dedi, Vladimir Vasilyevi!

Sltkin ona eliyle hafife iaret ederek szn srdrd:

- Martin Petrovi'in st ba yerinde. Bizim gibi yiyip iiyor. Daha ne istiyor?

Dnyada yalnzca ruhuyla uramak istediini syleyen o deil miydi? Artk ne de

olsa her eyin bizim elimize getiini anlamas gerekirdi. Bir de kendisine

ayln vermediimiz iin una buna szlanyormu. Bizde de her zaman para olmuyor

ki! Burada her ey varken paray ne yapacak? Biz ona vallahi oul gibi bakyoruz.

Oturduu odalar bize nasl da gerekli, bilseniz! Ev iinde kmldayacak yer yok;

gene de ona brakyoruz. Nasl elendirelim diye dnyoruz bile. Ad gnnde ona

kk bir ngiliz zokas armaan ettim, oturup balk tutsun diye. Bizim glmzde

ne krmz balklar var. Bir iki saat otursa balk orbas hazr olur. Tam

yallarn grecei bir i!

Evlampiya nc kez:

- Vladimir Vasilyevi! dedi.

Elinde tutup evirdii filizi uzaa frlatt. "Gidiyorum," dedi. Gzleri gzlerimle
karlat, "Gidiyorum," diye yineledi. Sonra fundaln arkasnda gzden yitti.

Sltkin:

- imdi, imdi, Evlampiya Martinovna, diye bard.

Sonra yeniden bana dnerek:

- Martin Petrovi, kendisi de artk bize hak vermeye balad. Daha nce gerekten

alnyordu; kzyordu bile. Ama sonradan anlad. Bilirsiniz, fkeli, sert bir

adamdr. imdiyse yle uysal oldu ki! nk karnn bizde olduunu anlad. Aman

Tanrm, anneniz bana nasl saldrd... yle ya, eskiden Martin Petrovi

egemenliine ne denli bal idiyse, Hanmefendi de yle baldr. Siz kendiniz

gelin grn. Frsat dke de annenize syleyin. Ben Natalya vanovna'ya minnet

duyuyorum. Ama bizim de yaamamz gerek.

- Ya Jitkov'u niye kabul etmediniz?

Sltkin omuzlarn silkti:

- Ha, u Feduli denen serseriyi mi? Bizim ne iimize yaryabilirdi ki? Btn

yaam askerlikte gemi. Burada da iftlik ileriyle uraacakm. Ben kyllere

dayak atabilirim, bu ie alm, diyordu ama hibir ey yapamaz. nsan dayak

atmasn da bilmeli. Evlampiya Martinovna, kendisi istemedi. Btn malmz

mlkmz yok eder giderdi.

Evlampiya'nn nlayan sesi iitildi:

- Hey, hey!

Sltkin:

- imdi, imdi, diye karlk verdi. Bana elini uzatt. stemeyerek de olsa elini
sktm.

Sltkin, beyaz dilerini gstererek srtt:

- zninizi diliyorum. stediiniz kadar ulluk vurun. Uup geen bir ku, kimsenin

mal deil. Ama karnza tavan karsa dokunmayn. O, bizim avmzdr. Sizin

kpein yavrusu yok mu? Verirseniz ok honut olurum!

Evlampiya'nn sesi yeniden iitildi:

- Hey, hey!

Sltkin, ayn biimde karlk vererek fundala doru kotu.

XIX

Anmsyorum, tek bama kalnca hep unu dnyordum: Nasl oldu da Harlov bir

vuruta Sltkin'in cann karmad? Sltkin, bana byle bir ey gelebileceinden

nasl korkmuyordu? Gerekten Martin Petrovi, pek "uysallam" olmal, diye

dndm. Yeskovo'ya girmek, hi deilse sessizlemi, uysallam olacana bir

trl akl erdiremediim o devi grmek istiyordum. Ormann kysna yaklamtm

ki, birdenbire tam ayaklarmn altndan iri bir uluk kalkp kanatlarn byk bir

grltyle rpa rpa ormann iine dald. Nian aldm, ama tfeim ate almad.

ok canm skld. Ku pek gzeldi. Arayp bulmak iin ormana girdim. Utuu yere

doru ilerledim, iki yz adm gittikten sonra bir alanda, gzel bir kayn aacnn

altnda kuumu deil, gene bay Sltkin'i grdm. ki elini bann altna koymu,

srt st yatyor, durumundan honut bir glmsemeyle sa dizinin zerine att

sol ayan kmldatarak ge bakyordu. Yaklatm fark etmedi. Birka adm


tesinde Evlampiya, gzlerini yere indirmi, bir teye, bir beriye gelip gidiyor,

sanrm otlar arasnda mantar aryordu. Zaman zaman elini uzatyor, hafif bir

sesle bir eyler mrldanyordu. Hemen durdum, kulak kabarttm. lk nce neler

sylediini anlayamadm. Ama biraz sonra eski bir halk trksnn u bilinen

dizelerini iittim:

Gel frtna bulutu gel sen.

ldr kaynbabam ldr.

Kaynanam yldrmla arp yldrmla

Gen karm kendi elimle ldrrm ben.

Evlampiya, gittike ykselen sesle bu arky sylyordu. Hele son szleri ok

glyd. Sltkin hep srt st yatyor, glmsyor, kz da pervane gibi

evresinde dnyordu. Sonunda Sltkin:

- Bak, neler geiyor aklndan, dedi.

Evlampiya:

- Ne, ne demek istiyorsun?

Sltkin, ban hafife kaldrd:

- Ne mi? Nedir senin bu sylediin szler?

Evlampiya:

- Bilirsin ya Volodya, bir arknn iinden sz atlamaz! Ban evirdi beni

grd. kimiz birden bir lk atp ayr ayr ynlere kotuk.

Ben ormandan hzl hzl getim. Dar bir ayrdan getim, sonra kendimi Harlov'un
bahesinin nnde buldum. Grdm eyleri dnmeye zamanm yoktu.

XX

Hem neyi dnecektim? Yalnzca birka gn nce ne demeye geldiini renip

atm 'Ak arab' sz aklma geldi. it boyunca yrdm. Birka dakika sonra,

bir akkavan arkasndan (henz tek bir yapra bile dmemiti; yapraklar gnete

l l sallanyordu) Martin Petrovi'in evini grdm. Btn yurtluk bana daha

temiz, daha bakml grnd. Her yerde srekli, titiz bir bakmn izleri

grlyordu. Anna Martinovna, sahanlkta belirdi. Ak mavi gzlerini krparak uzun

uzun ormana bakt. Avludan geen bir kylye:

- Beyefendiyi grdn m? diye sordu.

Kyl apkasn kararak:

- Vladimir Vasili'i mi? dedi, sanrm ormana gitti.

- Ormana gittiini biliyorum, geri dndn grmedin mi?

- Grmedim... yok.

Kyl, Anna Martinovna'nn nnde apkasz, ylece duruyordu.

- Haydi git. Yo, dur, dur, Martin Petrovi nerede?

Kyl, szlerini uzata uzata, sanki olduu yeri gsteriyormu gibi bir sa elini,

bir sol elini kaldrarak:

- Martin Petrovi mi? dedi. Bendin kysnda oltasyla oturuyor. Balk m tutuyor,

ne tutuyor, Tanr bilir.

Anna Martinovna:
- Peki, git, dedi. u tekerlei de kaldr. Gryorsun ya bouna durup duruyor

orada.

Kyl, koarcasna buyruu yerine getirmeye gitti, kadnsa birka dakika daha

sahanlkta durdu, hep ormana doru bakyordu. Sonra, elini gzda verir gibi

hafife sallad. Yava yava evine dnd. Kapnn arkasnda, buyurgan sesiyle:

- Akstka, diye haykrd iitildi.

Anna Martinovna, fkeli grnyordu. Aslnda pek ince olan dudaklarn her

zamankinden farkl olarak skyordu. Giyinii pek dankt. zlen sa rgs,

omuzlarna dklyordu. Ama sinirliliine, dklen klna, fkesine karn, gene

her zamanki gibi ekiciydi. Bir iki kez zlen sa rgsn eliyle arkaya att,

iimde bu fkeli eli doya doya pmek istei uyand.

XXI

Bahenin te yanndaki bende doru giderken, Martin Petrovi, sahiden balk m

tutuyor, diye dnyordum. Ben de ktm, evreye bakndm;, Martin Petrovi

grnrde yoktu. Bendin bir yan boyunca yrmeye baladm; sonunda bendin banda,

kk bir koy dibinde, dz, ayak altnda ezilmi, rm kamlar arasnda,

kocaman, kuruni bir yn grdm. Yakndan baktm, Harlov da apkasz, salar

darmadankt, her yan skk bir kaftan giymi, ayaklarn altna alm, hi

kmldamadan kuru toprak zerinde oturuyordu. yle kprtsz duruyordu ki, iki

adm tesinde, kurumu amur stne konmu olan bir karabatak, yaklatm duyunca

kanat rparak slk ala ala su zerinde umaya balad. Demek ki epey zamandan
beri bu kuun yaknnda kimse kmldamyor, onu korkutmuyordu. Harlov'un oturuu

yle garipti ki, kpeim onu grnce durdu, kuyruunu bacaklar arasna alp

hrlamaya balad. Harlov, ban hafife evirdi, yabanl gzlerini bir bana, bir

kpeime evirdi. Sakal, onu ok deitirmiti. Ksa olmakla birlikte gene de

grd; kr kvrcklaryla kuzu dersini andryordu. Sa elinde tuttuu oltann

ucu suya dokunuyordu. Yreime bir yumruk tkanm gibiydi. Ama cesaretimi

toplayarak yanna yaklap selam verdim. Sanki uykudan uyanan bir adam gibi

gzlerini ap bakt.

- Martin Petrovi, burada balk m tutuyorsunuz? dedim.

Ksk bir sesle:

- Evet, balk dedi. Oltay yukar ekti. Oltann ucunda bir iki metrelik bir ip

vard; ama ipin ucunda zoka yoktu.

Ben hemen:

- Zokanz kopmu, dedim. Martin Petrovi'in yannda ne balk koyacak bir kap, ne de

kurt vard. Hem eyll aynda da ne biim balk avyd ki bu?

Martin Petrovi:

- Kopmu, mu? dedi. Elini yznde gezdirdi:

- Varsn kopsun!

Yeniden oltay suya att. Bir iki dakika bir sessizlik oldu. Onu akn akn

szyordum.

- Natalya vanovna'nn olu musun? diye sordu.

ok zayf dmt, ama gene de dev gibi grnyordu. Ne kt giyinmiti; kendisini


nasl da salvermiti.

- Evet, dedim, Natalya Nikolayevna B.'nin oluyum.

- Nasl, iyi mi?

- ok iyidir, diye yant verdim. Ama gelmemenize ok can skld. arsn kabul

etmeyeceinizi hi ummuyordu.

Martin Petrovi, ban edi, enesiyle eski evini gstererek:

- Oraya gittin mi? diye sordu.

- Nereye?

- Oraya, yurtlua gitmedin mi? Git oraya. Burada yaplacak bir i yok. Git. Benimle

konuacak bir ey yok. Konumaktan holanmyorum.

Biraz sustuktan sonra ekledi:

- Sen hep tfekle dolap duruyorsun. Genliimde ben de bu patikadan giderdim.

Yalnzca benim babam... Onu nasl da sayardm. Zamane ocuklar gibi deil. Babam

beni krbalayarak bu hevesten vazgeirdi. Bu yzden ona ok sayg gsterirdim. Ya,

byle ite.

Harlov, gene bir sessizlikten sonra:

- Sen burada durma, oraya git, dedi. Orada iler imdi tkrnda. Volodka... (Sesi

ksld.) Her ey elinden gelir onun. Yaman adam, hem de keratann biri!

Ne diyeceimi bilmiyordum. Martin Petrovi, pek hafif sesle konuuyordu:

- Bilirsin ya, benim kzlarm vard. Onlar da pek becerikli ktlar. Ben artk

yalanyorum karde. leri braktm. Tam rahat edeceim zaman imdi...

evreme bakarak kendi kendime, "Amma da rahat ediyor ha!" diye dndm. Sonra
yksek sesle:

- Martin Petrovi, dedim. Sizin kesinlikle bize gelmeniz gerek.

Harlov bana yle bir bakt:

- Git, karde, git, dedi. Gitmelisin buradan.

- Annemi zmeyin, gelin bize.

- Git, karde, git, benimle ne diye konuuyorsun?

- Arabanz yoksa annem kendi arabasn gnderir size.

- Git!

- Vallahi gelin, Martin Petrovi!

Harlov yeniden ban edi. Bana yle geldi ki kararm, sanki toprakla rtlm

yanaklar hafife kzard.

- Vallahi gelin, diye srdrdm, ne diye burada oturup kendi kendinize ile

dolduruyorsunuz?

Szlerini uzata uzata:

- ile doldurmak ne demek? dedi.

- te byle, ile doldurmak.

Harlov sustu, dnceye dalm gibiydi. Bu sessizlikten cesaret alarak ak

konumaya, dorudan eyleme gemeye karar verdim. (Unutmayn ki on be


yandaydm.)

Martin Petrovi'in yanna oturarak dedim ki:

- Ben her eyi biliyorum, Martin Petrovi, her eyi; gveyinizin, kzlarnzn da

rzasyla, size kar nasl davrandn biliyorum. imdi kt durumdasnz. Ama ne


diye zlmeli?

Harlov, hep susuyordu. Yalnzca oltasn drmt. Bense kendimi o anda nasl da

zeki, nasl da filozof buluyordum.

- Tabii, siz kzlarnza btn malnz mlknz vermekle saknmasz davrandnz.

Geri bir ey diyemem. Bizim zamanmzda binde bir raslanr bir ey. Ama kzlarnz

byle iyilikbilmez olunca sizin de onlar hie saymanz gerekir. Cannz skmayn,

hie sayn ksacas...

Harlov birdenbire dilerini gcrdatarak:

- Kes! diye mrldand. stme dikilen gzleri korkun bir alevle parlad... Git

buradan!

- Ama Martin Petrovi...

- Git diyorum... yoksa ldrrm seni!

Ona iyice yaklamak istemitim. Bu son sz iitince elimde olmadan kalktm.

- Ne dediniz, Martin Petrovi?

- ldrrm seni, git diyorum, git buradan!

Harlov'un sesi, gsnden bir aslan kkremesi gibi kyordu, ama gene ban

evirmiyor, fkeli fkeli nne bakp duruyordu.

- Seni tutar da budalaca tlerinle birlikte suya atarm. O zaman yallar bo

tlerle tedirgin etmenin ne demek olduunu anlarsn, toy ocuk!

Ben "Belki de delirmi!" diye dndm. Ona daha byk bir dikkatle baktm.

Bsbtn put kesildim. Martin Petrovi alyor, gz yalar damla damla

yanaklarndan akyordu. Yzyse tmyle yabanl bir insan yz gibiydi.


- Git! diye bir daha bard, yoksa vallahi seni ldrrm! Bakalarna rnek olsun

diye!

Birdenbire bir yaban domuzu gibi dilerini gcrdatarak vcudunu yana att.

Tfeimi kapp komaya baladm. Kpeim de var gcyle havlayarak peimden


atld,

o da korkmutu. Eve geldikten sonra, elbette ki anneme grdklerimi bir tek szle

olsun tlatmadm; ama Suvenir'le karlatm zaman nedense hepsini anlattm. Bu

uursuz adam, anlattklarm dinledikten sonra yle sevindi, yle zplamaya, katla

katla glmeye balad ki, az kalsn onu dvecektim.

- Ah, byk "Sive Harlos" budalasnn batakla girip oturduunu bir grsem...

diyordu.

- O denli merak ediyorsanz, bent kysna gidin de grn.

- yle ama, ya beni ldrrse!

Suvenir, ok canm skt. Yersiz gevezeliimden piman oldum. Anlattklarm

Jitkov'a anlatt. O da ie baka trl bakt, "Polise haber vermeli, belki de bir

blk asker gndermek gerekir," dedi. Askerlerin gelebilecei zerine yrtlen

kestirim doru kmad. Ama gerekten olaanst bir ey oldu.

XXII

Ekim aynn ortasnda, Martin Petrovi'le grmemizden aa yukar hafta

sonra, ikinci kattaki odamda, pencerenin nnde duruyor, hibir ey dnmeden

avluya, daha tedeki yola bakyordum. Hava, be gnden beri pek kt gidiyordu. Ava
gitmeyi dnmek bile samayd. Canl olan ne varsa bir yere saklanmt. Sereler

bile susmu, ulluklarsa oktan ortadan yitmilerdi. Rzgr ara sra bouk bouk

uluyor; ara sra da kulaklar nlatrcasna slk alyordu. Hibir aydnlk

kesi kalmam olan bask gkyz, kirli beyaz renkten, insana korku veren kuruni

renge geiyordu. Hi arasz yaan yamur, birdenbire daha iri damlalarrla yan yan,

inleye inleye pencerelere arpp dalyordu. Aalar, hemen hemen btn

yapraklarn dkmler, kuruni bir renk almlard. zerlerinde hemen hemen bir

ey kalmamt; ama rzgr, onlar durup durup yine sarsmaya balyordu. Her yanda,

stnde l yapraklar yzen su birikintileri grlyor, bu birikintilerde koca koca

hava kabarcklar, durmadan beliriyor, durmadan patlayp yitiyordu. Yolda, geilmez

bir amur vard. Oda iinde, giysi altnda bile souk iliklerimize iliyordu. nsan

istemeye istemeye bir rperme geiriyor, iinde bir burkulma duyuyordu. Ama bu

duygu, znt deildi. nsana yle geliyordu ki, artk dnyada bir daha ne gne,

ne aydnlk, ne renkler grlecek; bu yapkan amur, bu kuruni slaklk, bu eki

nemlilik, hep byle srp gidecektir; rzgr da boyuna uuldayp duracaktr.

Bylece pencere nnde dnceli dnceli duruyordum. Anmsyorum, birdenbire bir

karanlk bast; mavi bir karanlk; oysa saat, ancak leyi gsteriyordu. Bana yle

geldi ki, bir ay avlumuzdan, d kapmzdan sahanla dein koarak geti. Ama bu

ay, drt ayakl deil, arka ayaklar stne kalkm bir ayyd. Gzlerime

inanamadm. Ay deilse bile, belki de kocaman, kara, tyl bir eydi... Ne

olabileceini daha iyice kestirememitim; birdenbire aadan korkun bir grlt

koptu. Belki de hi beklenmeyen, korkun bir ey eve dalmt. Bir karklk, bir
koumadr balad...

Koa koa merdivenden indim, yemek odasna daldm...

Annem konuk odasnn kapsnda, yz bana dnk, yldrmla vurulmu gibi

duruyordu. Arkasnda rkm birka kadn yz grnyor, bauakla birlikte iki

uak, Kazak klkl kk uak, azlarn aknlkla amlar, sahanlk kapsnda

itiiyorlard; yemek odasnn ortasnda da amura bulanm bir adam duruyordu. st

ba darmadank, giysileri paramparayd; yle slanmt ki her yanndan duman

ttyor, stnden sular szlp demenin zerine akyordu. Karmda, avludan

frlayan o dev, diz km duruyor, lecek gibi "Ah! Oh!" ekiyordu. Bu korkun dev

kimdi? Harlov'du! Yanna yaklatm. Yzn deil, ama ban tandm. ki eliyle

amurlu salarn tutuyor, ar ar, kvrana kvrana soluyordu. Dahas, gsnden

su kaynamas gibi bir fokurtu iitiliyordu. Btn bu amurlu, kara ynda yalnzca

fldr fldr dnen yabanl, kck gzler, aka grlyordu. Gerekten

korkuntu! Bir gn kendisini mastodontla karlatrd iin tersledii o nemli

kii aklma geldi. Gerekten bataklklar arasnda zerine atlan daha gl bir

hayvandan kam olan, tufandan nceki bir hayvann, sanrm byle bir grn

olsa gerekti. Annem, ellerini havaya kaldrarak bard:

- Sen misin Martin Petrovi, aman Tanrm!

Sanki zorlukla, ac duyarak, kesik kesik:

- Ben! Ben! dedi. Oh! ben!

- Aman Tanrm! Ne oldu sana?!

- Natalya Nikolov...na.... Ben size dorudan doruya evden... size koarak


geldim...

- Bu amur iinde. Adama benzeyen halin yok. nsanlktan kmsn. Bir yere otur

hi olmazsa.

Annem hizmetilere dnd:

- Koun, havlu falan getirin!

Ba uaa dnerek:

- Kuru bir giysi yok mu?

Bauak eliyle, bu boya giysi mi uyar, der gibi birtakm iaretler yapt:

- Ama, dedi, bir yorgan ya da bir at ulu! Yepyeni bir ul var.

Annem bir daha:

- Kalk Martin Petrovi, dedi, otur uraya.

Harlov birdenbire:

- Kovdular beni hanmefendi, kovdular, diye inledi. Kovdular Natalya Nikolovna! z

kzlarm, z yuvamdan kovdular beni!

Annem bir "vah" ekti:

- Ne diyorsun? Kovdular, ha! Ne gnah ey! Ne ayp ey!

stavroz kard:

- Ama kalk, Martin Petrovi, ne olur!

ki hizmeti, ellerinde havlularla ieri girip Harlov'un nnde durdular. Belliydi

ki, onlar da bu koca amur ynn temizlemeye nereden balayacaklarn

kestiremiyorlard.

Bauak, byk bir battaniyeyle geldi, o da aknlk iinde durdu. Suvenir, kap
arkasndan grnp kayboldu.

Annem, kesin bir tavrla:

- Martin Petrovi, ayaa kalk! Otur uraya! Her eyi srayla anlat bana, dedi.

Harlov, ayaa kalkt... Bauak ona yardm etmek istedi, ama yalnzca elini

kirletti, parmaklarn silkerek kapya doru kotu. Harlov, saa sola yalpalaya

yalpalaya sandalyeye yrd, oturdu. Hizmetiler, havlular ellerinde ona

yaklatlar, ama Harlov bir el devinimiyle onlar uzaklatrd, battaniyeyi de

almad. Annem, stne varmad. Harlov'u kurutmann olanaksz olduu belliydi.

Yalnzca demedeki amur izlerini abuk abuk sildiler.

XXIII

Harlov, artk rahat rahat soluk almaya balaynca, annem:

- Seni nasl kovdular? diye sordu.

Harlov, kendisini zorlayarak:

- Hanmefendi! Natalya Nikolayevna! dedi.

Gzlerinin saa sola kaymas beni yeniden kaygya drd. - Size her eyi olduu

gibi syleyeyim! Suun by bende.

Annem, koltua oturdu, esans damlatlm mendili yznn nnde sallayarak

(Harlov'un stnden kan koku, bir bataklk kokusundan daha keskindi):

- Tabii, tabii, o zaman beni dinlemek istemedin, dedi.

- Ah, suum bu deil hanmefendi, suum hep gururumda. Beni bitiren ey,

Buhtunnasr'da (*) olduu gibi, gururdur. Kendi kendime, "Tanr bana herkes gibi
akl verdi," diye dnyordum. Bir eye karar verdim mi, olmal. Bir de buna lm

korkusunu katn... bsbtn yolumu ardm. imden, bari son olarak kendi gcm

gstereyim onlara, diyordum; dllendireyim de lnceye dek bana minnet duysunlar.

(Harlov birdenbire rperdi.) Beni pis bir kpek gibi evden kovdular. te buymu

onlarn minnet duymas.

Annem, yeniden sze balad:

- Ama nasl oldu bu, nasl oldu?..

Harlov, gzlerini daha ok belertti. ki elinin parmaklarn birbirine geirmi

enesinin nnde tutuyordu. Annemin szn keserek:

- Uam Maksimka'y benden aldlar, atm aldlar, kararlatrlan ayl

vermediler; yani her bakmdan kolumu kanadm krdlar. Her eye katlandm. Oof of!

Bu da gene gururumdan. Azl dmanlarmn, "Bak ite budala moruk, bin piman"

demelerini istemiyordum. Anmsar msnz hanmefendi, siz de o zaman dikkatimi

ekmitiniz. nsan kendi dirseini sramaz, demitiniz. Bunun iin uzun zaman

katlandm... Ama bugn odama girdim, bir de ne greyim, odam almlar. Yatam

sandk odasna atmlar. "Orada yatabilirsin, acdmz iin seni tutuyoruz, oda

ev ilerinde gerekli," diyorlar. Hem bana bunlar syleyen kim, biliyor musunuz?

Volodka Sltkin... Yani bir sprnt, bir alak...

Harlov'un sesi ksld. Annem:

- Ya kzlarn? Onlar ne diyorlar? diye sordu.

Harlov, yksn srdrd:

- Ben nelere katlanmadm, nelere! ok ac, ok utan duyuyordum... Kimsenin yzne


bakamyordum. Bunun iin de hanmefendiciim, size gelmek istemedim. Hep

utancmdan. Ben, hanmefendiciim, her eyi denedim. Onlar okadm, gzda

verdim, t verdim; nlerinde eildim bile; ite byle eildim... (Harlov nasl

eildiini gsterdi.) Hibirinin yarar olmad. Gene de katlanyordum, kendi

kendime her eyi krp dkeyim, bir zerre bile kalmasn ortalkta, diyordum. Ders

olsun onlara, diyordum. Ama sonra boyun edim. Alnmn kara yazs, dedim. Artk

lme hazrlanmalym, dedim. Ama birdenbire bugn beni bir kpek gibi kovdular!

Hem bunu yapan kim? Volodka! Kzlarm iin sormutunuz. Onlarda g kalmad ki!

Volodka'ya kul kle oldular. yle, yle!

Annem, at kald:

- Anna iin sylediinize aklm erer. Ne de olsa kars. Ama br, nasl olur?..

- Evlampiya m? O, daha beter. Kendisini bsbtn Volodka'nn eline brakt. Bu

yzden de askerinizi kabul etmedi. Volodka'nn buyruuyla! Anna, doal olarak, buna

kar gelmeliydi. Aslnda kzkardeinden tiksiniyor; ama gene de boyun eiyor.

Volodka onu byledi. Hem de gururlu Evlampiya'nn bu duruma dmesi belki de

houna gidiyor. Ah, Tanrm, ah!

Anneciim, biraz kaygyla bana bakt. Ben, odadan bsbtn karmasnlar diye nlem

alarak biraz uzaklatm.

Annem:

- Eski evlatlmn sana byle aclar ektirmesi, byle kt bir adam kmas, beni

ok zyor. Ben de yanlmm. Kendisinden byle bir eyi kim beklerdi?

Harlov, gsn yumruklad:


- Hanmefendi, diye inledi. Kzlarmn iyilikbilmezliine dayanamam, dayanamam

hanmefendi! Onlara varm youmu verdim! Vicdanm da beni rahat brakmyor. Bendin

kysnda oturup balk tutarken neler dnmedim. Kendi kendime yle diyordum,

"Hi olmazsa, bir kimseye bile bir yararn dokunsayd; yoksullara el uzatsaydn.

Hi olmazsa mrn boyunca ile ektirdiin u zavall kyllere zgrlklerini

verseydin. Unutma ki Tanr karsnda onlardan imdi sen sorumlusun, gzyalar

seni boacak!" Siz onlarn durumunu asl imdi grn. Geri benim zamanmda da

derin bir uurumdaydlar. Ama bugn uurumun dibi de grnmyor. Btn bu gnahlar

ben zerime aldm. ocuklarm iin vicdanm susturdum. En sonunda grdm

karla bakn! Beni evden kpek gibi tekmeleyip kovdular!

Annem:

- Artk bunlar dnme Martin Petrovi, dedi.

Harlov yeniden canlanarak:

- Volodkanz bana artk odamda oturamayacam syledi. O oda ki, her kiriini

kendi elimle koymutum. Bu szleri iitince iimden neler geti, bir Tanr bilir.

Bam dnd. Yreime sanki bir haner saplanmt... Ya onu ldrmeli, ya evden

kp gitmeliydim! te size kotum, velinimetim Natalya vanovna. Hem bavuracak

baka kimsem yok ki! Darda yamur, amur, belki yirmi kez dtm. imdi de bu

klkla...

Harlov kendisine bir bakt. Kalkmaya savar gibi sandalyesinde bir davrand.

Annem ivedilikle:

- Yeter, yeter, brak Martin Petrovi. Bunlardan ne kar? Deme kirlendiyse ne


olacakm sanki? imdi dinle, yle bir nerim var: Sana ayr bir oda versinler,

temiz bir yatak hazrlasnlar. Soyun, ykan, yat, uyu...

Harlov zntyle:

- Ah, hanmefendi, dedi, Natalya vanovna, nasl uyurum. Kafama sanki bin bir eki

iniyor. Beynim zonkluyor!.. Beni iren, hi ie yaramaz bir hayvan gibi...

Annem, direnerek:

- Yat, uyu, dedi. Sonra ay ier, gene konuuruz. Kendini salverme, eski dost!

Seni kendi evinden kovdularsa, benim evimde her zaman bir snak bulursun.

Yaamm kurtardn unutmadm ki!

Harlov, "Velinmetim" diye inledi, yzn elleriyle kapatt:

- imdi de siz beni kurtarn, dedi.

Bu haykr, anneme dokundu, gzleri yaard:

- Elimden geldiince sana yardma hazrm, Martin Petrovi. Ama bundan sonra beni

dinleyeceine, her trl kt dnceyi kafandan kovacana sz vermelisin.

Harlov, ellerini yznden ekerek:

- Gerekirse, balayabilirim bile onlar! dedi.

Annem, peki der gibi, ban sallad:

- Seni bu Hristiyanca ruh durumunda grmek ok houma gidiyor, Martin Petrovi!

Ama bunlar sonra konuuruz. imdilik kendine ekidzen ver. Hele bir yat uyu.

Annem, bauaa dnd:

- Martin Petrovi'i rahmetli beyefendinin yeil odasna gtr. Bir dedii iki

edilmesin. Giysisi kurutulsun, temizlensin. stedii amarlar da amarcdan


al. ittin mi?

- Bastne.

- Bir de uyanr uyanmaz, terzi lsn alsn. Sakaln da kesmeli. Ama imdi

dursun, sonra...

Bauak:

- Bastne, dedi. Martin Petrovi, buyurun.

Harlov, ayaa kalkt. Anneme bir bakt, yaklamak istedi. Sonra durdu, yerlere dek

eilerek selam verdi; kutsal tasvir nnde kez istavroz kard. Uan ardndan

kt. Onlarn arkasndan ben de oradan svtm.

XXIV

Bauak, Harlov'u yeil odaya gtrd. Yatak takmlar olmad iin hemen

amarcya kotu. Sofada karmza kan Suvenir, bizimle birlikte odaya girdi.

Kollarn, ayaklarn hafife yana ap odann ortasnda dnceli dnceli duran

Harlov'un evresinde glerek, yz gz iaretleri yaparak dnmeye balad. Harlov'un

stnden hl sular szlyordu. Suvenir, biraz eilip elleriyle kasklarn

tutarak:

- Hey Sive Harlov, diye vzldad. nl Harlov soyunun kurucusu. Torununa bak,

nasl buluyorsun? Onu tanyabildin mi? Ha, ha, ha! Ekselans, elinizi verin de

peyim. Ama niin siyah eldiven giydiniz?

Ben Suvenir'e kmak istedim... Ama ne mmkn!

- Bana snt, haylaz, diyordun! "Senin yatan, yerin yurdun yok!" diyordun.
imdi sen de bak benim gibi bir snt oldun. Artk Martin Petrovi de bir,

serseri Suvenir de bir. Sen de benim gibi el eline bakacaksn! Bir kpein koklayp

bir yanda brakt kuru ekmek kabuunu alp nne atarlar, hadi ye bakalm derler!

Ha, ha, ha!

Harlov, ban nne emi, kollarn ayaklarn am, hi kmldamadan duruyordu.

Suvenir, gene vzldamay srdrd:

- Martin Harlov, byk soylu! Ne kurumlanrd. fff... Var m bana yan bakan,

derdin. Fazla aklllk edip iftliini pay etmeye kalktn zaman da ne kadar

alml grnyordun. "Minnet duysunlar istiyorum, minnet!" diye baryordun. Beni

niin unuttun? Bana niin bir ey ayrmadn? Belki ben tekilerden daha hayrl

kardm. Demek seni rlplak kara atacaklarn sylediim zaman doru

sylemiim.

Ben, "Suvenir!" diye bardm, ama o hi susacaa benzemiyordu. Harlov,

kmldamadan duruyordu. nsana yle geliyordu ki ancak imdi stndekilerin ne

denli slak olduunu duyuyor, birinin gelip giysinin karmasn bekliyordu. Ama

bauak daha gelmemiti. Suvenir gene balad:

- Bir de askermi! 1812'de yurdu kurtarm, yararlk gstermi. Biliyorum ne biim

asker olduunu senin. Souktan donmu asker kaaklarnn tozluklarn karmak

marifet deil. Sizin yaptnz bu; ama bir kz, yere ayak vurup stne yrd m

dn patlar...

kinci kez "Suvenir!" diye bardm.

Harlov, Suvenir'e yle yan yan bir bakt. O ana dek, sanki onun varln bile
ayrmsamamt. Yalnzca benim haykrm dikkatini ekmiti:

- Dikkat et karde, diye bouk bouk homurdand. Bana bir bela gelmesin!

Suvenir, kahkahayla gld:

- Ah, ok korkuttunuz beni, sayn karde! Sahiden de ok korkunsunuz. Bari

salarnz tarasaydnz. Yoksa Tanr saklasn, amur kurursa bir daha

temizleyemeyiz. O zaman orakla bimekten baka yolu kalmaz.

Suvenir, bsbtn ly kard:

- rlplaksnz, ama hl bbrlenmeyi brakmyorsunuz. Syleyin bakalm, nerede

imdi o gklere kardnz ocanz? Hep "Benim ocam var, senin yok," der

dururdun. "Bu benim aile ocam," derdin. (Suvenir nerden de bu ocak szn

kard!)

- Bay Bikov, dedim. Ne yapyorsunuz! Kendinize gelin!

Ama o boyuna konuuyor, gevezelik ediyordu. Harlov'un evresinde zplyor, fr fr

dnyordu. Bauakla amarc hl gelmemiti! ime byk bir korku dt. Annem

konuurken yava yava rahatlayan, sonuna doru yatp tmyle boyun een

Harlov'un yeniden fkelenmekte olduunu anlyordum. Sk sk solumaya balad.

Kulann alt birden ier gibi oldu. Parmaklar kmldamaya, gzleri amurlu

yznn kara maskesi altnda yeniden parlamaya balad.

- Suvenir! Suvenir! diye haykrdm. Susun, yoksa anneme sylerim.

Ama Suvenir'i sanki eytan drtmt:

- Evet sayn kardeim, dedi. Bak imdi sizinle birlikte ne durumlara dtk!

Kzlarmz, gveyiniz Vladimir Vasilyevi, damnz altnda, ocanzda sizinle bol


bol alay edecekler. Bari nce siz onlara, karar verdiiniz gibi ilenseydiniz! Bunu

bile yapmak elinizden gelmedi. Siz Vladimir Vasilyevi'le boy lecek adam

deilsiniz ki aslnda! Hem de ona "Volodka!" derdiniz. Sizin iin Volodka olur mu

hi? O bay Vladimir Vasilyevi Sltkin'dir, iftlik sahibidir, beyefendidir. Ya sen

kim oluyorsun?

Korkun bir kkreme, Suvenir'in szn kesti... Harlov, dayanamam, patlamt.

Skt yumruklarn yukar kaldrd. Yz mosmor kesildi, atlak dudaklar

kprd, kzgnlndan titredi, madeni sesiyle:

- Ocak m diyorsun! dedi. len mi, diyorsun! Yok, onlara ilenmeyeceim! len

onlara vz gelir! Ama ykacam ocaklarn! Benim ocam olmad gibi onlarn da

olmasn! Martin Harlov'u grsnler! Gcm hl tkenmedi! Benimle nasl alay

edileceini rensinler! Ocaklar kalmayacak!

Donakaldm. Hi byle lsz bir fke grmemitim. Karmda duran bir insan deil,

yabanl, yrtc bir hayvand! Donakaldm. Suvenir ise korkusundan masann altna

saklanmt.

Harlov son olarak, "Evleri olmayacak!" diye bard. Odaya giren bauakla

amarc kadn devirircesine iterek evden dar frlad... Avludan bir top gibi

yuvarlana yuvarlana geti, kapnn ardnda yitip gitti.

XXV

Annem, bauak kendisine kaygl bir tavrla Martin Petrovi'in hi beklenmeyen bu

yeni davrann syledii zaman ok kzd. Bauak bu gidiin nedenini gizlemek


yrekliliini gsteremedi. Ben de onun szlerini dorulamak zorunda kaldm. Annem

ieri girip nnde yaltaklanan, elini pmeye bile hazrlanan Suvenir'e:

- Hep sen, diye bard, her ey u zehirli dilinden kyor!

Suvenir, kekeledi, ellerini arkaya atarak:

- Ltfen indik, indik... dedi.

Annem fkeyle:

- Biliyorum senin indik, indikini, dedi.

Onu kovdu, sonra zili ald, Kvitsinski'yi ard, arabayla Yeskovo'ya gitmesini,

ne pahasna olursa olsun Martin Petrovi'i bulup getirmesini buyurdu. Szlerini

"Onu almadan gelmeyin!" diye bitirdi. Ask yzl Kvitsinski, sessizce ban edi;

bir ey sylemeden kt.

Odama dndm, yeniden pencere nne oturdum. Olup bitenleri uzun zaman dndm.

aknlk iindeydim. Evindekilerin btn aalamalarna katlanan Harlov, Suvenir

gibi nemsiz bir adamn alaylarna, inelemelerine nedense dayanamam, ileden

kmt, bunu bir trl anlayamyordum. Kimi zaman kk grnen bir insann

azndan kt zaman bile bo bir sitemde nasl da dayanlmaz bir aclk olduunu

henz bilmiyordum... Suvenir'in azndan kan pek tiksindii Sltkin ad, barut

iine den bir kvlcm olmutu. Harlov'un aryan yeri bu son ineye dayanamad.

Aradan bir saat getikten sonra arabamz avluya girdi. Ama iinde yalnz kahyamz

oturuyordu. Annemse "Onsuz gelmeyin" demiti. Kvitsinski, hzl hzl arabadan

atlad, sahanla kotu. Yznde bir aknlk vard, bu da onda hemen hi

grnmeyen bir eydi. Hemen aa indim, onun arkasndan salona girdim.


Annem:

- Eh, nasl? Getirdiniz mi? diye sordu.

- Hayr, getirmedim, getiremezdim.

- Niin? Onu grmediniz mi? Ne oldu? Yoksa kan m vurdu beynine?

- Hibir ey olmad.

- yleyse neye getirmedin?

- Evi ykp dkyor.

- Nasl? Nasl?

- Yeni evinin damna km, ykyor. imdiden otuz krk bedavra tahtasyla drt

be kirii koparp atm.

Harlov'un "Evleri olmayacak" szn anmsadm. Annem Kvitsinski'ye gzlerini dikti:

- Ne? Tek bana dama km da dam m ykyor?

- Evet, dediim gibi. atnn stnde dolayor, sanda solunda neye raslarsa

hepsini ykyor. Bilirsiniz ya, insanst bir gc vardr onun! Ama unutmamal ki,

dam da pek salam deil. Lata tahtalar arasnda boluklar var, tablal ivilerle

aklm.

Annem, gerekten byle mi, der gibi bana bakt. "Lata tahtalar, tablal iviler"

diye yineleledi. Bu szlerden bir ey anlamad besbelliydi. En sonra:

- Peki, ne yapmay dnyorsunuz? dedi.

- Size danmaya geldim; yanma adam almadan bir ey yapmaya olanak yok. Oradaki

kyller, korkularndan gizlenmiler.

- Ya kzlar ne yapyor?
- Kzlarnn da bir ey yapabildikleri yok, barp aryorlar, oradan oraya

kouyorlar, ama bouna!

- Sltkin de orada m?

- Orada, herkesten ok baryor, ama bir ey yapmyor.

- Martin Petrovi, damda ha?

- Damda, daha dorusu atda. Dam ykyor.

Annem:

- Evet, evet, lata tahtalar... dedi.

Gerekten i ok karkt. Ne yapmalyd? Kente gidip komisere mi haber vermeli,

yoksa kylleri mi toplamalyd? Annem, arm, ne yapacan kestiremiyordu.

Yemee gelen Jitkov da armt. Gene blk sz etti ama doru drst hibir ey

salk veremedi. Yalnzca boyun eme, ballk okunan gzlerle anneme bakyordu.

Kvitsinski, hibir buyruk alamayacan grnce saygl bir kmsemeyle anneme

dnerek kendisine birka bahvan, seyis, uak verilirse bir ey yapmaya

alacan syledi...

Annem, szn keserek:

- Evet, evet, bir eyler yapn azizim Vikentiy Osipi, dedi. Yalnz ne olur, abuk

olun, ben btn sorumluluu zerime alyorum.

Kvitsinski, souk souk glmsedi:

- Yalnz hanmefendi, nce unu aklamama izin verin, sonucu yzde yz kestiremem,

nk bay Harlov'un gc de, fkesi de byktr. Kendini byk bir aalamaya

uram sayyor.
Annem:

- Evet, evet, diye balad, btn bunlar hep u pis Suvenir yznden; bu

davrann lnceye dek balamyacam. Hadi gidin Vikentiy Osipi, adamlar

alp gidin!

Jitkov pes bir sesle:

- Olabildiince ok urgan, yangn engeli aln bakahya, diye mrldand. Varsa bir

a da alsanz iyi olur. Hi unutmam, bir kez bizim alayda...

Kvitsinski, onun szn biraz sinirlenerek kesti:

- Ltfen, bana ders vermeyin, sayn bay, dedi. Siz olmadan da ne yapacam

bilirim.

Jitkov, krld, kendisinin de arlacan sandn syledi...

Annem konumaya kararak:

- Hayr, hayr, sen kal burada. Vikentiy Osipi iini kendi bana grsn. Haydi

gidin, Vilentiy Osipi.

Jitkov, daha ok kzd. Kvitsinski ise selam vererek kt.

Ahra kotum, binek atm kendim eyerleyerek drtnala Yeskovo'ya yollandm.

XXVI

Yamur dinmiti, ama rzgr daha byk bir hzla yzme doru esiyordu. Yolun

yarsnda, eyerim az kalsn kayacakt. Atmdan atladm, dilerimle kaylar

skmaya baladm... Birdenbire admla arldm iittim... Suvenir, bana

yetimek iin tarlalar arasndan kouyordu. Uzaktan:


- Hey dostum, diye bard. Pek merak ettin, deil mi?.. Dorusu insan dayanamyor.

Ben de ite bak, Harlov'un kendi izinden kouyorum. Byle bir eyi insan lse gene

gremez!

Ben, fkeyle:

- Marifetinizi grmek mi istiyorsunuz? dedim.

Atma atladm. Drtnala koturdum. Ama yorulmak bilmeyen Suvenir, arkada kalmyor,

konuurken bile hep kahkaha atyor, yz gz iaretleri yapyordu. Sonunda Yeskovo,

gene o uzun it ve evin evresindeki stler grnd... Ben ana kapya yaklatm.

nip atm baladm ve aknlmdan donakaldm. Yeni evin damnn te biri, orta

katn da, ancak iskeleti kalmt. Yerde, evin iki yanndan latalar, dkntler,

darmadank bir yn halinde duruyordu. Kvitsinski'nin dedii gibi, aslnda dam

pek salam deildi. Ama ne de olsa Harlov'un grd i, inanlmaz bir eydi. Kara

kuruni bir kitle, atnn stnde, yrd yerden toz toprak kaldrarak hzl

hzl, ama hantal hantal kmldyor, kh yaplan bacay sarsyor (teki baca

yklmt), kh bir latay ekip aa atyor, bazen at kirilerine bile

saldryordu. Bu adam, Harlov'du. Bu haliyle burada da bana tam bir ay gibi

grnd. Ba, srt, omuzlar, tpk ayy andryordu. Birbirinden ayr, btn

tabanyla basan ayaklar da ay ayana benziyordu. Sert bir rzgr, drt bir

yandan stne esiyor, birbirine yapm salarn kabartyordu; giysisinin

yrtklarndan plak vcudunun yer yer krmzln grmek insana korku

veriyordu; yabanl, ksk, hrltl sesiyle mrldanmalarn dinlemek de

korkuntu. Avluya epey insan toplanmt; ky kadnlar, ocuklar, hizmeti kzlar,


itin yannda birbirine sokulmu duruyorlard. Birka kyl, biraz uzakta

toplanmt. Tandm yal papaz, teki evin sahanlnda apkasz duruyor, tun

ha iki eliyle tutmu, sanki Harlov'a gstermek ister gibi sessizce, umutsuzca

kaldryordu. Papazn yannda Evlampiya duruyor, srtn duvara dayam, babasna

dik dik bakyordu. Anna, ban pencereden uzatyor, sonra ekiliyor, bir avluya

frlyor, bir eve dnyordu. Sltkin'in yz kl gibiydi; eski bir hrka giymi,

banda takke, elinde tfek, bir teye bir beriye ksa admlarla kouyordu. Bu

sefer gerekten ftlamt. Soluu kesiliyor, titriyor, Harlov'a gzda

veriyor, nian alyor, sonra tfeini omzuna asyor, yeniden nian alyor, barp

aryor, alyordu. Suvenir'le beni grnce bize doru atld:

- Bakn, bakn buraya, neler oluyor, diye inledi. ldrd, bsbtn ldrd.

Yaptklarna bakn! Polise adam gnderdim, ama ne gelen var, ne giden! stne ate

etsem bana yasa ceza veremez. nk kendi mlkn savunmak her insann hakkdr.

Ben de ate edeceim! Vallahi edeceim.

Eve doru kotu:

- Martin Petrovi, dedi, bana bakn! nmezseniz ate edeceim!

Damdan ksk bir ses iitildi:

- Ate et, ate et! Al, imdiden sana kk bir armaan.

Yukardan uzun bir tahta utu. Havada bir iki kez dndkten sonra tam Sltkin'in

ayaklarnn ucuna dt. Sltkin, arkaya srad. Harlov ise kahkahay bast. Biri

arkamda "Tanrm!" diye mrldand. Arkama baktm, Suvenir'di. imden, "Ha," dedim

"Artk glmyorsun demek!"


Sltkin, yannda duran bir kylnn yakasna yapt, var gcyle sarsarak:

- k bakalm, kn alaklar! diye bard. Mlkm kurtarn!

Kyl, bir iki adm ilerledi, sonra ban arkaya att, elini sallad:

- Ey, siz! Beyefendi! diye bard; biraz yerinde sayd, bir daha dnd. Sltkin,

br kyllere dnp haykrd:

- Bir merdiven, bir merdiven getirin.

Kyller:

- Nerden bulalm ki? dediler.

nleyen bir ses, ar ar:

- Merdiven olsa bile kmay kim gze alabilir, dedi. Hangi budala kar? Bir anda

boynumuzu koparverir.

Biraz aptalca grnen, sar sal bir delikanl:

- Hemen ldrr, dedi.

tekiler:

- yle ya, yle ya, diye ona hak verdiler.

Bana yle geldi ki, tehlike olmasa da kyller, yeni efendilerinin buyruunu gene

de pek istekle yerine getirmeyeceklerdi. Harlov'a ayorlard ama, davrann

doru bulmaktan da geri kalmyorlard. Sltkin:

- Ah haydutlar, diye inledi, imdi hepinizi...

Tam bu srada son baca da byk bir grltyle devrildi. O anda ykselen sar toz

bulutu iinde Harlov, keskin bir sevin lyla dnd, kanl ellerini ge

uzatt.
Sltkin, ona bir daha nian ald, ama Evlampiya onun dirseini itti. Sltkin,

fkeyle ona dnp:

- Engel olma, diye bard.

Evlampiya da:

- Ate etmeye kalkma, dedi!

atk kalarnin altnda mavi gzleri korkun korkun parlad:

- Babam kendi evini ykyor. Onun mal!

- Yalan, bizim malmz!

- Sen bizim diyorsun, ben de onun diyorum.

Sltkin, fkeli fkeli gs geirdi. Evlampiya, ona gene dik dik bakt. Harlov,

damn stnden:

- Oo, merhaba, merhaba sevgili kzm, merhaba Evlampiya Martinovna, dedi. Eee,

anlat bakalm, dostunla nasl yayorsun? yi mi? pp seviiyor musunuz?

Evlampiya nlayan sesiyle:

- Baba! diye haykrd.

Harlov, damn ta ucuna kadar ilerleyerek:

- Ne var kzm? dedi.

Yznde gzle grnr, garip bir glmseme belirdi. Bu glmseme, duru, neeli bir

glmsemeydi; byle olduu iin de daha korkun, daha hoa gitmez grnyordu. Uzun

zaman sonra, ayn glmsemeyi aslmak zere olan bir adamn yznde grmtm.

Evlampiya:

- Yeter beybaba, dedi, in aa! (Evlampiya "baba" demiyordu.) Biz suluyuz. Sana
her eyi geri vereceiz. Yalnz in aa.

Sltkin, sze kararak:

- Sen ne hakla bizim admza konuuyorsun? dedi.

Evlampiya, kalarn daha ok atarak:

- Bana deni sana vereceim, hepsini vereceim. Yalnz brak, in, beybaba, bizi

bala, beni bala.

Harlov, her glmseyip duruyordu:

- iten geti yavrum, geti artk, diye sze balad; her sz tun gibi

nlyordu:

- Tayrein ok ge yumuad! Artk yolun sonundaym, artk duramam. Hem bana

bakma imdi. Ben yok olmu bir adamm. yisi mi, Volodka'ya bak! Baksana

gzelliine diyecek yok, dorusu! Ya ylan kzkardeine ne dersin? Bak nasl tilki

yzn pencereden karyor, nasl kocasn kkrtyor. Hayr beyler, beni her

eyimden etmek istediniz. Size de ta stnde ta brakmam! Kendi elimle kurdum,

kendi elimle ykacam, hem de yalnz ellerimle! Bakn, balta bile almadm.

ki eline tkrd, yeniden at kirilerini yakalad.

Evlampiya gene:

- Brak artk, beybaba, brak artk, diyordu. Sesinde esiz bir sevecenlik vard:

- Gemii unut, bana inan, bana... Bana her zaman inanrdn. n, in artk aa,

odama gel, benim yumuack yatama gel. Seni kurutacam, stacam, yaralarn

saracam. Bak ellerin yara bere iinde. Benim yanmda cennette gibi yaayacaksn.

stediini yiyeceksin, istediin gibi uyuyacaksn. Evet, su iledik. Gururumuz


yznden gnaha girdik! Bala artk, bala!

Harlov, ban sallad:

- Ya, syle, syle kzm. nandm m, sanyorsun? Yama yok! imdeki gven

duygusunu ldrdnz, her eyimi ldrdnz. Bir kartal gibiydim. Sizin gznzde

bcek gibi oldum. Siz bu bcei de ezdiniz. Yeter artk. Seni seviyordum, kendin de

biliyorsun. Ama artk benim kzm deilsin. Ben de senin baban deilim. Ben yok

olmu bir adamm!

Harlov birdenbire Sltkin'e bard:

- Ate etsene, yalanc pehlivan! Ne diye yalnzca nian alyorsun? Yoksa yasay m

dndn? Harlov, her szn tarta tarta, yasa maddesini syledi: "Ba alan

kimse balayann yaamna kastederse, balayan btn ban geri

isteyebilir." Ha, ha, ha! Korkma yasac herif, hibir eyi isteyecek deilim... Her

eyimi kendim yok edeceim. Yallah!

Evlampiya, son kez, "Beybaba!" diye yalvard.

- Sus!

Suvenir, kekeleyerek:

- Martin Petrovi! Karde... beni balayn! dedi.

- Beybaba, canm babacm.

Harlov:

- Sus kanck kpek, diye bard. Suvenir'e bakmad bile. Yalnzca onun olduu yana

doru tkrd.
XXVII

Bu srada Kvitsinski, arabalk tayfasyla kapda grnd. Yorulmu atlar

burunlarndan soluyorlar, adamlar birbiri ardnca amura atlyorlard. Harlov var

gcyle:

- Vay gidi vay! Ordu, ite ordu geldi! Bana kar btn bir ordu gnderiyorlar. Ama

imdiden syleyeyim ki, buraya, dama kim gelirse onu hemen tepesi aa atarm. Ben

sert bir ev sahibiyim. Zamansz gelen konuklardan holanmam. Anlald m?

ki eliyle "saak aya" denen iki n at kiriini tutup var gcyle sallamaya

balad. Damn kysnda duruyor, kirileri sanki kendisiyle birlikte stne doru

ekiyor, mavna ekenler gibi "Heyemola, heyasa!" diye baryordu.

Sltkin, Kvitsinski'ye doru koup ona yaknmaya balad. Kvitsinski, "engel

olmamasn" rica etti. Dnd plan uygulamaa koyuldu. Kendisi evin nnde

durdu. Dikkatini o yana ekmek iin Harlov'a dnd, yapt iin soylulara pek

yakmadn syledi. Harlov gene "heyamola, heyamola" diye arksn

srdryordu... Bu davranlarndan Natalya Nikolayevna'nn hi honut

olmayacan, ondan byle bir ey beklemediini... Harlov "heyamola, heyamola"

arksn srdryordu... Bu arada Kvitsinski, en gl, en gzpek drt seyisini

evin arkasna gnderdi. Onlar da oradan dama kacaklard. Ama bu saldrma plann,

Harlov sezmiti. Birdenbire at kirilerini brakt. Ara katn arka blmne doru

kotu. Grn yle korkuntu ki ara kata kabilen iki seyis su borusuna

tutunarak hemen aa indiler. Ky ocuklar bu hali sevin lklaryla,


kahkahalarla karladlar. Harlov arkalarndan yumruklarn sallad. Evin nne

dnerek gene arksn tutturdu; eski iine koyuldu. Birdenbire durdu. Dikkatle

uzaa bakt:

- Maksimuka, dostum! Sen misin? diye haykrd.

Bam evirdim... Gerekten kk Maksimuka, kyllerin yanndan ayrld,

glmseyerek dilerini gsterdi, ne doru yrd. Ustas olan sara, belki de onu

eve izinli gndermiti. Harlov:

- Bana bak, buraya gel Maksimuka, benim sadk uam. k buraya, k yanma. Bu

Tatar dzenbazlarna, bu Litvanyal haydutlara birlikte kar koyalm.

Maksimka hep glmseyerek hemen dama trmanmaya balamt ki, onu tutup geri

ektiler. Bunu niin yaptklarn Tanr bilir; belki de bakalarna rnek olsun

diyedir. Yoksa onun Martin Petrovi'e ne yardm dokunabilirdi?

Harlov, gzda veren bir sesle:

- yle mi, dedi, yleyse grrsnz.

Yeniden at kirilerini sallamaya balad. Sltkin, Kvitsinski'ye dnerek:

- Vikenti Osipi, dedi, izin buyurun da ate edeyim; elbette korkutmak iin daha

ok. nk tfeimde sama var.

Kvitsinski, karlk vermeye vakit bulamad. Harlov'un olanca gcyle, demir

elleriyle sarslan ift at kirileri atrdad, eildi, avluya korkun bir

grltyle dt, artk yukarda tutunacak yer bulamayan Harlov da btn arlyla

dp yere arpt. Herkes rperdi, ah diye bard... Harlov, kmldamadan,

yzkoyun yatyordu. Srtna da damn st kirileri dmt.


XXVIII

Herkes, Harlov'a doru kotu. zerinden kirileri kaldrp attlar, onu srt st

evirdiler; yznde kprt yoktu. Aznda kan grnyordu. Soluk almyordu. Yanma

yaklaan kyller:

- Ruhunu teslim ediyor, diye mrldandlar; kuyuya doru kotular, bir kova su

ekip Harlov'un bana dktler; amurlar, tozlar yznden syrld, ama canszl

sryordu. Bir peykeyi srkleye srkleye getirip ta evin dibine koydular, byk

zorluklarla Martin Petrovi'in kocaman vcudunu kaldrp ban duvara dayayarak

oturttular. Kk Maksimka yaklat. Bir dizi zerine kt, br ayan da

uzatt; eski efendisinin elini, biraz da yapmack bir tavrla tuttu. lm gibi

solgun yzl Evlampiya, babasnn tam nnde durdu, iri gzlerini ona dikti. Anna

ile Sltkin, yanna yaklaamyorlard. Herkes susuyor, bir eyler bekliyordu.

Sonunda Harlov'un grtlandan, suda boulmaya balayan adam gibi kesik kesik

horultular iitildi... Sonra sa elini hafife kmldatt. (Maksimka sol elini

destekliyordu.) Sa gzn at, yava yava, sanki korkun sarho olmu bir adam

gibi bakarak, derin derin i ekti, yayvan bir sesle:

- D... tm... diyebildi. Sonra sanki bir az dnm gibi:

- te o, dor... ru... tay... ck! dedi.

Birdenbire azndan kan boand, btn vcudu rperdi... "Bu son artk!" diye

dndm. Ama Harlov, gene sa gzn at. (Sol gz kapa, bir lnn gz kapa
gibi hi kmldamyordu.) Evlampiya'ya dikerek g iitilir bir sesle:

- Ey, kzm... dedi, seni, ben... ba... ...

Kvitsinski, sert bir el hareketiyle sahanlkta hi kmldamadan duran papaz

ard. Yal papaz, zayf dizleri darack cppesine dolaa dolaa yaklat. Ama

birdenbire, Harlov'on ayaklar da, gs de irkin bir biimde kvrld. Yznde

aadan yukar doru, dank bir kprdan grnd; Evlampiya'nn yz de ayn

biimde rperdi, deiti. Maksimka, istavroz karmaya balad... Beni bir korkudur

ald. Kapya doru kotum. Arkama bakmadan, kap kanadna dayandm. Bir dakika

sonra arkamda azdan aza mrldanmalar iitildi. Anladm ki, Martin Petrovi,

artk aramzda yoktu.

Sonradan otopside grld gibi, kiri ensesini krm, gsn de paralamt.

XXIX

Atma binmi eve dnyordum; yolda, lrken kzna acaba ne sylemek istemiti;

"Seni balyorum, mu demek istemiti; yoksa Seni balamyorum" mu, diye

dnyordum. Yamur yeniden balamt, ama ben yava yava ilerliyor, daha bir

zaman yalnz kalmak, kendimi dncelerime vermek istiyordum. Suvenir, Kvitsinski

ile gelen arabalarn birinde yer bulmutu. Geri o zaman daha gen, havaiydim, ama

beklensin, beklenmesin (fark etmez) lmn herkeste birdenbire oluturduu genel

deiiklik; lmn heybeti, grkemi, gereklii beni artmaktan geri kalmamt.

Evet, armtm, ama gene de ocuk bakm, birok eyin ayrmna varmt.

Sltkin, ivedi ivedi sanki alnm bir eya gibi, gizlice tfeini bir yana
atmt; herkes ona ve karsna birdenbire aa gren baklarla bakmaya

balamt. evresinde kimse kalmamt... Evlampiya'nn suu, herhalde ablasndan

daha az olmamakla birlikte, ona bu gzle bakan yoktu. len babasnn ayana

kapand zaman, az da olsa acma duygusu bile uyandrmt. Ama yine de, herkes

onu da sulu sayyordu. Koca kafal, kr sal, sakall bir kyl, eski bir bilge

gibi iki eliyle sopasna dayanarak:

- Yal adama hakszlk ettiniz, gnaha girdiniz! dedi; hakszlk ettiniz!

Bu "hakszlk" sz, herkese kar klmaz bir yarg olarak kabul edilmi,

bylece halk mahkemesi yargsn vermiti. Bunu hemen anlamtm. Ayrca da

Sltkin'in eskisi gibi buyurmay gze alamadn grmtm. Ona bir ey sormadan

cesedi kaldrmlar, eve gtrmlerdi. Papaz bir ey sormadan, gerekli olan eyler

iin kiliseye gitti. Muhtar da, kente haber gndermek zere kye kotu. Anna

Martinovna bile rahmetlinin vcudunu ykamak iin kazann konulup su kaynatlmasn

sylerken, her zamanki buyurgan tavrn brakmt; szleri daha ok bir ricaya

benziyordu. Ona da kabaca karlk verildi. Hep "acaba kzna ne sylemek istedi?"

diye dnp duruyordum. Onu balamak m, yoksa ilenmek mi istemiti. Sonunda

karar verdim: balamak istemiti.

ki gn sonra Martin Petrovi'in cenazesi kaldrld; giderleri annem dedi.

Annem lm haberini alnca ok zlm, paraya baklmamasn istemiti. Kendisi

kiliseye gitmedi, dedii gibi: "Orada iki alak kadnla u aalk ft" grmek

istemiyordu. Ama Kvitsinski'yi, beni, Jitkov'u gndermiti. Sz arasnda da

Jitkov'u o gnden sonra hep "kadn" diye aryordu. Suvenir'i yanna


yaklatrmyordu; uzun zaman kendisine "dostumun ldren" diyerek kzp durdu.

Bylece gzden dmek, Suvenir'e pek ar gelmiti. Her zaman annemin bulunduu

odann bitiiindeki odasnda ayak ularna basarak yryordu. Kendisini kaygya,

garip kuruntulara kaptrmt; hep rkyor, "indik, indik," diye mrldanp

duruyordu.

Bana yle geldi ki, kilisedeki cenaze treni srasnda, Sltkin yeniden eski

tavrlarna dnmt. Saa sola eskisi gibi kouyor, buyruklar veriyor, para

cebinden kmad halde bir kapik bile fazla harcanmamasna dikkat ediyordu.

Annemin armaan ettii yeni bir ceketi giymi olan Maksimka, koroda yle yksek

sesler karyordu ki rahmetliye kar duyduu duygularn iten geldiine artk

kimse kuku duyamazd. ki kzkarde, hele Evlampiya, grg kurallarna uygun

olarak, yas giysisi giymilerdi; ama ikisi de, sanki daha ok, zgn deil de

utanm gibi grnyorlard. Anna, kendi halinde, tvbe etmi bir tavr taknmt,

ama, gene de kendini alamaya zorlamyor, yalnzca gzel, kuru eliyle salarn,

yanaklarn svazlyordu. Evlampiya dnceliydi. Harlov'un ld gn grdm o

genel, o kar klmaz yarg, imdi de, bana yle geliyordu ki, kilisedeki btn

insanlarn yznde, davranlarnda, baklarnda okunuyordu. Ama bu kez, halk daha

durgun, sanki daha ilgisizdi. Sanki oradaki btn insanlar Harlov ailesinin dt

o byk gnah iin verilecek yargy, artk o tek byk Yarg'n eline

brakmlard. nsanlarn da artk bu gnah iin ne kayglanmalar, ne

fkelenmeleri, ne de isyan duymalar gerekiyordu. Hepsi de pek yle sevilmeyen;

dahas, korkulan rahmetlinin ruhu iin can ve gnlden dua ediyorlard; lm, pek
de anszn gelmiti. Kilisenin avlusunda bir kyl tekine:

- Bari iseydi, karde, dedi.

- meden de insan kimi zaman sarho olur.

Birinci kyl, o yarg szn, "Hakszlk ettiler!" szn yineledi. teki kyller

de "Hakszlk ettiler" dediler. Harlov'un kyls olarak tandm bir kylye:

- Ama rahmetli de size eziyet etmiyor muydu? diye sordum.

Kyl:

- Eh tabii, beyefendi deil mi? Ama ne de olsa hakszlk ettiler!

teki kyller arasnda yeniden, "Hakszlk ettiler," szleri iitildi. Evlampiya,

mezarn banda kendini yitirmi gibi duruyordu. Sanki iini ar bir dnce

kaplamt. Kendisiyle birka kez konumak isteyen Sltkin'le, daha nce Jitkov'la

konutuu gibi, dahas, daha kt bir tavrla konutuunu grdm.

Birka gn sonra, blgemizde, Evlampiya Martinovna Harlova'nn, btn maln

mlkn kzkardeiyle enitesine brakarak, bir daha dnmemek zere baba ocandan

ayrld haberi yayld. Annem "Anna, kocasn kurtard sanrm!" diye sylendi.

Pike oynad Jitkov'a (artk masada Suvenir'in yerini almt) dnerek ekledi:

"Yalnz seninle benim ellerimiz pek beceriksiz!" diye sylendi. Jitkov, kocaman

penelerine zgn zgn bakt. Sanki "Bu eller mi beceriksiz?" diye dnyordu.

ok gemeden Moskova'ya gidip yerletik, aradan uzun yllar getikten sonra Martin

Petrovi'in iki kzn yeniden grme frsat kt.

XXX
Evet, onlar yeniden grdm. Anna Martinovna'ya pek doal bir durumda rasladm.

Annemin lmnden sonra, on be yldr ayak basmadm kymde oturuyordum. O


zaman

hl unutulmam bir yavalkla yaplan ortak iftlik topraklarnn pay edilmesi

iinde bir yargya varmak zere birka komuyla birlikte dul Anna Sltkin'in evine

gitmek iin arldm. Dorusunu syleyeyim, annemin "ftk" dedii kara erik

gzl herifin lm olduu haberi, bana hi dokunmad. Ama dul karsn grmek

ilgimi ekiyordu. Blgede onun yaman bir iftlik sahibi olduu syleniyordu.

Gerekten btn iftlik, oturma evi, br eklenti yaplar, yurtluk, (elimde olmadan

dama baktm; tenekeyle kaplanmt) her ey yerli yerindeydi ve gereince

boyanmt da; Anna Martinovna, sanki bir Alman kadnyd. Tabii, yalanmt;

ancak beni bir zamanlar o denli heyecanlandran, o kendisine gre kuru ve yabanl

ekicilii bsbtn yitmemiti. Giysisi ky iiydi, zevkle biilip dikilmiti. Bizi

dosta deilse de (bu szck ona hi yakmyor) incelikle kabul etti. Beni, o

korkun olayn tann grnce kln bile kprdatmad. Sanki azna su alm da

dklmesinden korkuyormu gibi ne annemden, ne babasndan, ne kz kardeinden, ne

de kocasndan sz at.

kisi de gzel, yakkl, tatl yzl, kara gzlerinden sevin ve sevgi okunan iki

kz vard; bir de olu... Olan biraz babasna benziyordu ama gene de pek ho bir

ocuktu. iftlik sahipleri arasndaki konumalarda Anna Martinovna, dingin,

arbal duruyor, sylenenlere ne ayak diriyor, ne de agzllk gsteriyordu. Ama

hi kimse onun gibi karlarn dnmyor, haklarn onun gibi kandrc bir dille
ortaya atmyor, gl bir biimde savunamyordu. le ilgili btn yasalar;

bakanlk genelgelerini bile pek iyi biliyordu. Hafif, tatl bir sesle konuuyor,

azndan kan her sz amacna ulayordu. Sonunda, btn isteklerini kabul ettik.

yle uzlamalara yanatk ki, kendimiz de sonradan atk kaldk. Dnte kimi

iftlik sahipleri kendi budalalklarna kzyorlard. Hepsi de homurdanyor,

balarn sallyorlard. Biri, "Amma da cin fikirli kadn ha!" diyordu. Baka bir

iftlik sahibi szlerinde daha az incelikli davranarak, "Yaman bir dzenbaz! Yata

yumuak yapar, ama zerine yatmak zor olur," diye homurdanyor; bir ncs de,

"Hem de ne pinti!" diyordu, "Bize yalnzca biraz havyarla, birer kadeh votka ikram

etti. Olur ey deil!" O ana dek susan bir iftlik sahibi, birdenbire, "Bu kadndan

ne beklenir?" dedi, "Kocasn zehirlediini btn dnya biliyor!"

Kimse, belki de hibir temeli olmayan bu sulamaya ka kmaya gerek grmemiti,

buna pek atm. Beni daha ok artan baka bir nokta da uydu: Anna Martinovna

iin sylenen hoa gitmeyen szlere karn, herkes, byk iftlik sahipleri bile

ona biraz sayg duyuyordu. Hakem, biraz cokuya kapld: "Onu tahta geirin, bir

Semiramis olur, ikinci bir Katerina olur. ilerinin boyun eii, rnek bir boyun

ei; ocuklarnn eitimi, rnek bir eitim! Ne zek, ne zek!"

Semiramis'le ikinci Katerina'y bir yana brakalm, ama Anna Martinovna'nn pek

rahat bir yaam srd kukusuzdu. Kendisinden, ailesinden, btn yaayndan hem

bir gnl rahatl, hem de bir ruh salaml havas esiyordu. Bu mutluluun ne

kadarn hak etmiti? Bu da baka bir soru. Hem bu gibi sorular genlikte ortaya

atlr. yi, kt, dnyada olan her ey, insann yapt ilere gre deil, bir
takm bilinmez, ama gene de mantkl yasalara gre oluyor. Ama bu yasalarn ne

olduunu anlatmaya kalkacak deilim. Yalnzca bana yle geliyor ki, kimi zaman bu

yasalar belirsiz bir biimde duyar gibi oluyorum.

XXXI

Hakemden Evlampiya Martinovna'nn ne olduunu sordum. "Bildiime gre evden

ayrldktan sonra, ondan hibir haber alnamad; belki de oktan beri gklerde

yayordur," dedi. Hakemimiz byle syledi, ama ben Evlampiya'y grdme yzde

yz eminim. Nasl, ne zaman grdm imdi anlatacam.

Anna Martinovna ile grtkten aa yukar drt yl sonra Petersburg

yaknlarnda, orta halli insanlarn pek iyi bildii Murino adl kk bir yazlkta

oturuyordum. Murino'da iyi avclk yaplyordu. Hemen her gn tfeimi alr,

avlanmaya giderdim. Orta tabakadan Vikulov adl bir arkadam vard. Olduka zeki,

ho bir ocuktu. Ama kendisinin de syledii gibi yaamda "pimi" bir adamd.

Neler yapmamt? Hibir ey onu artmyordu. Bilmedii bir ey yoktu. Ama

yalnzca avla araptan holanyordu. Bir kez Murino'ya dnerken, iki yolun

kavanda, yksek bir duvarla evrili, tek bana duran bir evin nnden

geiyorduk. Bu evi ilk kez grmyordum. Her grmde bende bir merak uyanrd.

Burada gizemli, kapal, i karartc bir ey vard; bir tutukevini, bir sayrevini

andryordu. Yoldan, yalnzca koyu bir renkle boyal dimdik dam grnyordu. Btn

duvarda bir tek kaps vard. Hi almamasya kapanm gibi grnyor, ierden

hibir ses iitilmiyordu. Gene de, iinde insan yaad belliydi. nk evin
bombo bir grnm yoktu. Tersine her ey o denli salam, o denli temelliydi ki,

sanki bir saldrya kar koymaya hazrlanm gibiydi. Arkadama "Buras kale mi?"

diye sordum. Vikulov, anlaml anlaml gz krpt, "Garip bir yap, deil mi?

Burann komiserine pek byk bir gelir salyor!" dedi.

- Nasl i bu?

- Nasl m? Byle ite. Kendilerine sa ss verip papazsz yaayanlarn bir

tarikat vardr. ittiniz mi hi?

- ittim.

- te onlarn baanas burada oturur.

- Kadn m?

- Evet kadn. Onlarn Meryemi.

- Ne diyorsunuz?

- Dediim gibi. Hem o kadar sertmi, yle buyruklar veriyormu ki... Elinden

binlerce ruble geermi. Btn bu Tanr annelerini bir elime geirsem... Neyse,

brakalm bu konuyu.

Vikulov, kpei Pegaka'y ard. Pegaka, yaman bir kpekti. Dehetli koku

alrd, ama av kaldrmasn beceremiyordu. Vikulov, o denli komamas iin arka

ayan balamak zorunda kalmt.

Onun szleri kafamda yer etti. Gizemli evin nnden gemek iin, kimi zaman bile

bile yolumdan saptm olurdu. Bir gn evin avlu kapsnn nnden geiyordum;

garip deil mi, anahtarn kapda gcrdadn iittim, sonra kap kanatlar yava

yava ald, byk bir at kafas grnd. Altn yeleleri yukarya doru
balanmt. At cambazlaryla at yetitirenlerin kulland hafif bir araba yola

kt. Arabann maroken yast zerinde, benden tarafta, otuz yalarnda bir erkek

oturuyordu. Pek yakkl, pek gsterili bir adamd. Tertemiz, ksack bir kaftan

giymiti, yalnzca alnnn stnden aa sarkan siyah kasketi deil, her eyi

siyaht; ok iri yar olan at ar ar sryordu. Adamn yannda uzun boylu,

kl yutmu gibi dimdik bir kadn oturuyordu. Deerli, siyah bir alla ban

rtmt. Zeytin renginde ksa bir kadife kaftan, mavi bir yn eteklik giymiti.

Beyaz ellerini gururla ve arballkla gsnn stnde kavuturmutu. Araba

soldaki yola sapmt. Kadn iki adm teme geldi. Ban bana doru biraz evirdi.

Ben de Evlampiya Harlova'y tandm. Onu hemen tandm; bir an bile duraksamadm.

Tanmamak olanakszd. Byle gzleri, hele hem gururlu, hem tutkulu dudak

izgilerini kimsede grmemitim. Yz daha uzam, daha kurumu, derisi biraz

kararmt. zerinde yer yer buruuklar grnyordu. Ama en ok yz deimiti.

Yznn nasl da kendine gvenir, sert, gururlu olduunu szle anlatmak gtr. Her

izgisi, yalnzca egemenliin verdii rahatl gsteriyordu. Bana ynelen

nemsemez baknda, yine herkeste tam bir boyun ei grme alkanl okunuyordu.

Bu kadn, belliydi ki yalnzca kendisine tapanlarla deil, kendisine kul kle olan

insanlarla evrili yayordu; belliydi ki her dileinin, her buyruunun hemen

yerine getirilmedii zamanlar unutmutu bile!

Yksek sesle:

- Evlampiya Martinovna! dedim. Biraz rperdi, bana ikinci kez bakt. Korkuyla

deil, aa gren bir fkeyle. "Beni kim rahatsz etmeye yelteniyor?" der gibi
bakt. Dudaklarn yar aarak bir buyruk verdi. Yannda oturan erkek bir silkindi.

Dizginlerle ata vurdu, at gl, hzl bir trsla ilerledi, araba uzaklap gzden

yitti.

O zamandan beri Evlampiya'ya hi raslamadm. Martin Petrovi'in kz bir Tanr

anas klna nasl girmiti, bunu bir trl anlayamyordum. Kimbilir, bir gn

"Evlampiya Tarikat" adn alacak bir tarikat kuracaktr, belki de imdiden

kurmutur. Bu dnyada neler olmuyor ki!

te benim bozkrdaki "Kral Lear"imin ailesi ve balarna gelenler konusunda size

syleyeceklerim bu kadar.

yky anlatan arkada sustu; biraz daha konutuk, sonra evlerimize daldk.

Weimar, 1870.

You might also like